19 Haziran 2014 Perşembe

Yalancı Köfte.

Uzun zamandır yapmak istediğim yöresel bir tarifi sizinle paylaşmak istedim bugün. İleriki zamanlarda paylaşmak istediğim bir kaç tarifim daha var.

Yapımı çok kolay. Umarım damak tadınıza da hitap eder.

Malzemeler:

2 su bardağı köftelik bulgur.

1 su bardağı orta büyüklük de bulgur.( Kalınla ince arası)

1 çay bardağı un

1 kase yoğurt

2 diş sarmısak ( bol sarımsak da güzel olur)

2 yemek kaşığı biber ve domates salça karışımı

1 tatlı kaşığı pul biber

2 yemek kaşığı tereyağı

1 tatlı kaşığı nane veya reyhan

Önce iki çeşit bulguru birbirine karıştırıp, derin bir tencereye koyalım. Üzerini dört parmak geçecek kadar kaynara yakın sıcak su koyup kapağını kapatalım. On beş dakika bu şekilde bekletelim.

Tencerenin kapağını açıp bulgurun el yakamayacak ılıklığa gelince içine yavaş yavaş un ilavesiyle köfte yoğurur gibi yoğuralım.

Bulgurla unun birbirine geçmesi lazım un az olursa biraz ilave edebilirsiniz.

Bir kaseye su koyup başlıyalım köfteleri yapmaya. Önce elimizi suya batırıp sonra bulgurdan alıp parmak kalınlığında köfteler hazırlıyalım.

Bir tencereye bol su koyup birazda tuz ilavesiyle kaynatalım. Kaynayan suyun içine köftelerin bir kısmını atıp pişirelim. Bulgur sıcak suyla ıslandığı için cabuk pişer.

Pişen köfteleri servis tabagına alıp üzerine sarımsaklı yoğurt onun üzerine salçalı sosunu koyup afiyetle yiyelim derim.

Not: Sosu hazırlarken içine bir iki kaşık kaynayan köftenin suyundan ilave ederseniz kıvamı daha akıcı olur.

 

15 Haziran 2014 Pazar

Babam ve Babalar.

Evet babacığım hep derdin ki anneler gününü kutlar babalar gününü es geçersiniz. Sonra biz üzülünce şaka yaptım derdin. Seni toprağa vereli 16 ay oldu. Bana rüyamda diyorsun ki keşke önceden gelseydim burada annenle çok mutluyuz. Rüya da olsa onu duymak beni çok mutlu etti.

Biz henüz sizin yokluğunuza alışamadık. Güzel hatıralarınızla sizi kimi zaman ağlayarak kimi zaman buruk bir gülümsemeyle anıyoruz.

Babalar gününü kutluyor ellerinden öpüyorum. Nurlar içinde yat. Doğadaki tüm çicek demetlerini sana ve oradaki babalara sunuyorum.

 

11 Haziran 2014 Çarşamba

Baharın coşkusu

Hani hep baharın gelmesini bekliyordum ya nihayet sonunda bahar geldi. Her yer yeşillendi, ağaçlar yapraklandı. Çiçekler yerlerine kondu. Sebzelikler fideler ekildi. Tabi bende ektim bu arada onuda belirteyim.

E... Diyeceksinizki ne var bunda baharda olması gereken şeyler. Doğru yer Türkiye olur ise tamam. Canada da çok farklı sizler orada baharı yaşayıp yazı beklerken, biz burada daha yeni bahara girdik. Burada İlkbaharla Sonbar kısa geçişler halinde yaşanıyormuş. Beş altı ay kış kısa aralıklarla devamlı kar yağıyor.

Mayıs ayı ortasıda hava yarı güneş yarı gölge derken etraf kısa bir sürede bayaz dan yeşile döndü. Meğer karın altında ne güzellikler varmış. Bir anda çimenler, laleler, zambaklar ismini bilemediğim bir çok çicekler insanlara gülümsediler tabii insanlar da onların çoşkusuna bahçe süs objeleriyle eşlik ettiler.

Banada çok haz duyarak onları seyretmek ve de fotoğraflarını çekmek kısmet oldu. Bir kaçını sizinlede paylaşmak istedim.

Günleriniz bahar çoşkusu tadında geçsin.

29 Mayıs 2014 Perşembe

Kolay pizza


Bugün canım kahvaltıda ev yapımı pizza yapmak istedi.Buranın hazır pizzasını sevmedim tadı çok şekerli geldi bana. Ben genelde mayasız hamurdan yaparım pizzayı bu kez  yanlış hatırlamıyorsam gazeteden not alıp sakladığım mayalı tarifi denedim bu daha güzel oldu.
Denemek isteyen olursa tarifi aşağıda

Hamur için
1su bardağı ılık su
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı toz şeker
1 paket instant maya
3 su bardağı un (takriben)

Sosu için
1 yemek kaşığı domates salçası
5 yemek kaşığı domates püresi
2 yemek kaşığı zeytinyağı
2 tatlı kaşığı kekik

  • Ilık suyla mayayı yoğurma kabına  koyup bir çatal yardımıyla 2 saniye karıştırın.
  • Üzerine tuz ve şekeri ilave edip 1 dakika da onu karıştırın
  • Sonra yavaş yavaş unu ilave edip orta yumuşaklıkta hamuru yoğurun
  • Dinlenip kabarması için 30 dakika kadar bekletin. 
  • Dinlenen hamuru her tarafı iyice yağlanmış iki  ayrı fırın kabına yarım parmak kalınlığında yayın. Üzerine yağlı salçalı sosu sürüp arzu ettiğiniz malzemeleri koyun (salam,sucuk vs. ben  yeşil ve kırmızı biber ile mantar kullandım)
  • Üzerine bolca kaşar koyup  önceden 190 derecede ısıtımış fırıda  pişirin. 
Afiyet olsun!
 

23 Mayıs 2014 Cuma

Ben kimim?

Blog dünyasına 8 Nisan 2014 tarihinde adım attım. Adımlarım yeni yürümeye başlayan bebeğin ilk adımları gibi ürkek, tedirgin ve de acemice. İlk günün heycanından olsa gerek merhaba deyip şu anda kaldığım şehir den bahsetmişim. İstedim ki bu gün de biraz kendimden bahsedeyim. Kendimden bahsetmeyi pek beceremem ama yinede deniyecegim. Büyük hayalleri olmayan, küçük şeylerden mutluluk duyan evrende ki her şeyin bir varoluş nedeninin olduğuna inanan, sevgi, merhamet ve vicdan duygularına önem veren yetiştirdiği iki evlatlarıyla gurur duyan, huzuru ve sevgiyi eşinde evinde bulan emekli anneyim.

16 Mayıs 2014 Cuma

Hayat dedigin ne ki?



Soma da hayatlarını kaybeden madencilerimize Allahtan Rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum.

 

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Annem... Anneler

Mümkün olsaydı  dün gece gök yüzündeki bütün yıldızları toplayıp buket yapardım. Bu sabah yer yüzündeki  tüm annelere sunmak üzere.

Canım Annem, en  büyük buketi sana sunardım oradaki annelere de vermen için. 3  yıl oldu elini öpemiyorum. Seni çok seviyor ve de özlüyorum. Nurlar içine yat. Anneler Günün kutlu olsun.

Tüm Annelerin Anneler Günü kutlu olsun.

6 Mayıs 2014 Salı

Mevsim geçişleri ve ben

Bir kaç gündür hava çok değişken. Kar, yağmur, rüzgar arkası tekrar kar. Her mevsimi severim (ilkbaharı daha çok). Kendimce zevk alarak yaşamaya çalışırım. Ama şu mevsim geçişlerini hiç sevmem. Buradaki mevsim geçişinden de bir şey anlamadım. Herneyse hava böyle olunca insanın yataktan çıkası gelmiyor. Hadi zor bela çıktım diyelim, oturduğun yerden kalkasın gelmiyor. Tam kalkıp birşeyler yapayım diyorum.Yine kendimi koltukta uzanmış buluyorum.

Evdekilerin de benden farkı yok. Paşa'da (sevimli köpeğimiz) bize ayak uydurdu miskin miskin uyuyup duruyoruz.

Özlemle bol güneşli günleri bekliyoruz.


Bir önceki gece çektiğim resimler.

2 Mayıs 2014 Cuma

Dökme demir tencere tava........

Ben kullanım hatası yaşadığım için, bu bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tavanızı yeni aldıysanız ya da almayı düşünüyorsanız bu bilgi işinize yarayacaktır.

Tava, tencere vs. ilk alındığında kullanıma hazır hale getirmek için öncelikle tavanızı sıcak suyla yıkayınız kuruması için ocak üzerinde biraz bekletin,kuruduğundan emin olduktan sonra içini dışını sıvı yağla yağlayıp 120 derecede ısıtılmış fırına tavayı ters çevirerek koyun. Fırınınız kirlenmesin diye altına bir tepsi veya benzeri bir şey koyarsanız  akan yağları temizlemekten kurtulursunuz. Tavayı bu şekilde 1 saat fırıda tutup çıkarıp tekrar yağlayıp 1saat daha fırınladıktan sonra ısıyı kapatıp içinde soğumaya  bırakın. Bu işlemden sonra gönül  rahatlığıyla kullanabilirsiniz.Şimdi sıra temizliginde  bu malzemeleri yıkarken kesinlikle deterjan kullanmamak gerekiyor.Sebebi dökme demirin gözenekli yapısından dolayı deterjan kalıntılarının bu gözenekleri doldurması ve daha sonra yiyeceklere geçmesidir. Bol sıcak suyla yıkayıp veya içine biraz tuz koyup ovup, bekletip öyle yıkayın.

Gününüz güzel geçsin.


28 Nisan 2014 Pazartesi

Birazda dantel...........

Burada yaptığım elişilerimden bahsetmek istiyorum. Çocukluğumdan beri dantel örüp kaneviçe işlemeyi çok severim. Örgü örmeyi de evlendikten sonra öğrendim. Dikiş derseniz söküklerimizi dikmekten öteye gidemedim diyebilirim.

Bence dikiş sabır ve gönül işi  oda bende yok denecek kadar az. Ben iyisi  dantellerimi yapmaya devam edeyim. Türkiyeden gelirken orada  örmeye başlayıpta yarım kalan iki perdemi burada tamamlamak için yanımda getirdim.

Bitirdigim ilkini  yerine taktık diğerinede devam ediyorum. Şuanda elimde ördüğüm perdenin ipi yorgan ipi diye satılıyor bobin halinde. Bir kere yıkanıp ütülendikten sonra bir daha ütü istemiyor. Benim gibi ütü yapmayı sevmeyen hanımlara duyurulur. :)

Gönlünüzden sevgi, yüzünüzden gülücük eksik olmasın.

25 Nisan 2014 Cuma

Küba

Geçen sene tam bugün Küba'daydık. Kızımızı ziyarete gelmiştik Kanada'ya, o da bize sürpriz yapıp bizi Küba'ya götürdü. Nerede nasıl kalınır araştırmasını yapıp, tursuz seyahat etmeye karar verip Küba'ya uçtuk. Yaptığımız plan doğrultusunda önce Varadero havaalanına inip  hemen bir taksiciyle anlaşıp (çok sıkı pazarlık yapmak gerekiyor) Havana'ya gittik. Biz otel yerine Casa Particular denen kiralık  evlerde kalmayı tercih ettik. Çünkü amacımız halkla iç içe olup Küba kültürünü yakından tanımaktı, öylede oldu.

Havana'da çok sayıda devrimden önce yapılmış güzel binalarını, devrim müzesini,1 Mayıs Meydanını gezdik. Sahil kenarında ATATÜRK büstünü gördük ve çok gurur duyduk. Birinci gün kendimiz gezdik, sonrasında antika arabayla şehir turunu ek rehber eşliğinde yaptik. Oradan ayrılıp uzun ve de yorucu bir yolculuktan sonra (yine bir antika arabayi şoförüyle kiralayip) Trinidad şehrine geçtik. Bu arada yollarda gördüğümüz manzaralar, geçtigimiz köyler tek kelimeyle muhteşemdi.

Unesco tarafından koruma altına alınmış çok renkli ve şirin bir yer. Taş sokakları, renk renk evleri, muhteşem ferforje masa ve sandalyeleri dikkat çekiciydi. Sabahlara kadar dinmeyen müziği ve güzel samba yapan kızları ve de sanat sokağında her türlü sanat çalışmaları yapan güzel insanlarını bırakıp Santa Clara'ya gitmek üzere yola  cıktık. Yine 1945 - 1950 yıllarından kalma antika arabalarla  yorucu ama zevkli bir yolculuktan sonra Che Guevara'nın  anıt - müzesini, gezip  ara moladan sonra son durak yerimiz Varadero'ya geldik.

Nihayet beş günlük yorgunluktan sonra kendimizi kumsala (Playa Azu -  Mavi Plaj 20 km. kumsalı var)  atıp okyanusun sularında serinlemeye çalıştık. Burası tatil yeri olduğundan dolayı, oteller,  yazlık evler ve müzik eğlencesi dışında  anlatılacak birşeyi yok. A......Benim için en önemli konudan bahsetmesem olmaz oralara gitmeyi düşünürseniz işinize çok yarıyacaktır bahsedecegim şey ne mi? Ekmek! Benim gibi ekmek ağırlıklı beslen biri için beş gün yarı aç dolaşıp sonra buradaki otelin kahvaltı salonundaki ekmekleri tabağıma doldurmamı hala anımsayıp güleriz. Burada yerel halkın yemekleri siyah fasülyeli pilav, lahana salatası ve de tatlı olarak sundukları muz kızartması. Turistlere hizmet veren restoranlarda bunlara ilave çok güzel deniz ürünleri çeşitleri var. Mesela buranın istakozunun çok lezzetli olduğunu söylediler, ben ilk yediğim için fena değildi tadını bilenler için mükkemmelmiş. Ben bir iki balık dışında fazla deniz ürünü sevem. Gidipte bizim yaptığımız gibi otel değilde evde kalmayı tercih ederseniz yapacağınız en güzel şey iyi bir otelle anlaşıp yemeklerinizi orada yemek olur derim biz bunu son üç günde  hallettik. Otelde kalmayı düşünüyorsanız çok iyi araştırın otellerde kalanların yorumlarını okuyun seçiminizi ona göre yapın derim.

Not:Yakın zamanda Küba'ya gitmeyi düşünürseniz yanınızda çocuklar için küpe, toka, şeker, kalem, diş macunu, hanımlar içinde sabun ve de şampuan götürün, onları çok mutlu edecektir.