Hani hep baharın gelmesini bekliyordum ya nihayet sonunda bahar geldi. Her yer yeşillendi, ağaçlar yapraklandı. Çiçekler yerlerine kondu. Sebzelikler fideler ekildi. Tabi bende ektim bu arada onuda belirteyim.
E... Diyeceksinizki ne var bunda baharda olması gereken şeyler. Doğru yer Türkiye olur ise tamam. Canada da çok farklı sizler orada baharı yaşayıp yazı beklerken, biz burada daha yeni bahara girdik. Burada İlkbaharla Sonbar kısa geçişler halinde yaşanıyormuş. Beş altı ay kış kısa aralıklarla devamlı kar yağıyor.
Mayıs ayı ortasıda hava yarı güneş yarı gölge derken etraf kısa bir sürede bayaz dan yeşile döndü. Meğer karın altında ne güzellikler varmış. Bir anda çimenler, laleler, zambaklar ismini bilemediğim bir çok çicekler insanlara gülümsediler tabii insanlar da onların çoşkusuna bahçe süs objeleriyle eşlik ettiler.
Banada çok haz duyarak onları seyretmek ve de fotoğraflarını çekmek kısmet oldu. Bir kaçını sizinlede paylaşmak istedim.
Günleriniz bahar çoşkusu tadında geçsin.
11 Haziran 2014 Çarşamba
29 Mayıs 2014 Perşembe
Kolay pizza
Bugün canım kahvaltıda ev yapımı pizza yapmak istedi.Buranın hazır pizzasını sevmedim tadı çok şekerli geldi bana. Ben genelde mayasız hamurdan yaparım pizzayı bu kez yanlış hatırlamıyorsam gazeteden not alıp sakladığım mayalı tarifi denedim bu daha güzel oldu.
Denemek isteyen olursa tarifi aşağıda
Hamur için
1su bardağı ılık su
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı toz şeker
1 paket instant maya
3 su bardağı un (takriben)
Sosu için
1 yemek kaşığı domates salçası
5 yemek kaşığı domates püresi
2 yemek kaşığı zeytinyağı
2 tatlı kaşığı kekik
- Ilık suyla mayayı yoğurma kabına koyup bir çatal yardımıyla 2 saniye karıştırın.
- Üzerine tuz ve şekeri ilave edip 1 dakika da onu karıştırın
- Sonra yavaş yavaş unu ilave edip orta yumuşaklıkta hamuru yoğurun
- Dinlenip kabarması için 30 dakika kadar bekletin.
- Dinlenen hamuru her tarafı iyice yağlanmış iki ayrı fırın kabına yarım parmak kalınlığında yayın. Üzerine yağlı salçalı sosu sürüp arzu ettiğiniz malzemeleri koyun (salam,sucuk vs. ben yeşil ve kırmızı biber ile mantar kullandım)
- Üzerine bolca kaşar koyup önceden 190 derecede ısıtımış fırıda pişirin.
23 Mayıs 2014 Cuma
Ben kimim?
Blog dünyasına 8 Nisan 2014 tarihinde adım attım. Adımlarım yeni yürümeye başlayan bebeğin ilk adımları gibi ürkek, tedirgin ve de acemice. İlk günün heycanından olsa gerek merhaba deyip şu anda kaldığım şehir den bahsetmişim. İstedim ki bu gün de biraz kendimden bahsedeyim. Kendimden bahsetmeyi pek beceremem ama yinede deniyecegim. Büyük hayalleri olmayan, küçük şeylerden mutluluk duyan evrende ki her şeyin bir varoluş nedeninin olduğuna inanan, sevgi, merhamet ve vicdan duygularına önem veren yetiştirdiği iki evlatlarıyla gurur duyan, huzuru ve sevgiyi eşinde evinde bulan emekli anneyim.
16 Mayıs 2014 Cuma
Hayat dedigin ne ki?
Soma da hayatlarını kaybeden madencilerimize Allahtan Rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum.
10 Mayıs 2014 Cumartesi
Annem... Anneler
Canım Annem, en büyük buketi sana sunardım oradaki annelere de vermen için. 3 yıl oldu elini öpemiyorum. Seni çok seviyor ve de özlüyorum. Nurlar içine yat. Anneler Günün kutlu olsun.
Tüm Annelerin Anneler Günü kutlu olsun.
6 Mayıs 2014 Salı
Mevsim geçişleri ve ben
Bir kaç gündür hava çok değişken. Kar, yağmur, rüzgar arkası tekrar kar. Her mevsimi severim (ilkbaharı daha çok). Kendimce zevk alarak yaşamaya çalışırım. Ama şu mevsim geçişlerini hiç sevmem. Buradaki mevsim geçişinden de bir şey anlamadım. Herneyse hava böyle olunca insanın yataktan çıkası gelmiyor. Hadi zor bela çıktım diyelim, oturduğun yerden kalkasın gelmiyor. Tam kalkıp birşeyler yapayım diyorum.Yine kendimi koltukta uzanmış buluyorum.
Evdekilerin de benden farkı yok. Paşa'da (sevimli köpeğimiz) bize ayak uydurdu miskin miskin uyuyup duruyoruz.
Özlemle bol güneşli günleri bekliyoruz.
Evdekilerin de benden farkı yok. Paşa'da (sevimli köpeğimiz) bize ayak uydurdu miskin miskin uyuyup duruyoruz.
Özlemle bol güneşli günleri bekliyoruz.
Bir önceki gece çektiğim resimler.
2 Mayıs 2014 Cuma
Dökme demir tencere tava........
Ben kullanım hatası yaşadığım için, bu bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tavanızı yeni aldıysanız ya da almayı düşünüyorsanız bu bilgi işinize yarayacaktır.
Tava, tencere vs. ilk alındığında kullanıma hazır hale getirmek için öncelikle tavanızı sıcak suyla yıkayınız kuruması için ocak üzerinde biraz bekletin,kuruduğundan emin olduktan sonra içini dışını sıvı yağla yağlayıp 120 derecede ısıtılmış fırına tavayı ters çevirerek koyun. Fırınınız kirlenmesin diye altına bir tepsi veya benzeri bir şey koyarsanız akan yağları temizlemekten kurtulursunuz. Tavayı bu şekilde 1 saat fırıda tutup çıkarıp tekrar yağlayıp 1saat daha fırınladıktan sonra ısıyı kapatıp içinde soğumaya bırakın. Bu işlemden sonra gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.Şimdi sıra temizliginde bu malzemeleri yıkarken kesinlikle deterjan kullanmamak gerekiyor.Sebebi dökme demirin gözenekli yapısından dolayı deterjan kalıntılarının bu gözenekleri doldurması ve daha sonra yiyeceklere geçmesidir. Bol sıcak suyla yıkayıp veya içine biraz tuz koyup ovup, bekletip öyle yıkayın.
Gününüz güzel geçsin.
Tava, tencere vs. ilk alındığında kullanıma hazır hale getirmek için öncelikle tavanızı sıcak suyla yıkayınız kuruması için ocak üzerinde biraz bekletin,kuruduğundan emin olduktan sonra içini dışını sıvı yağla yağlayıp 120 derecede ısıtılmış fırına tavayı ters çevirerek koyun. Fırınınız kirlenmesin diye altına bir tepsi veya benzeri bir şey koyarsanız akan yağları temizlemekten kurtulursunuz. Tavayı bu şekilde 1 saat fırıda tutup çıkarıp tekrar yağlayıp 1saat daha fırınladıktan sonra ısıyı kapatıp içinde soğumaya bırakın. Bu işlemden sonra gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.Şimdi sıra temizliginde bu malzemeleri yıkarken kesinlikle deterjan kullanmamak gerekiyor.Sebebi dökme demirin gözenekli yapısından dolayı deterjan kalıntılarının bu gözenekleri doldurması ve daha sonra yiyeceklere geçmesidir. Bol sıcak suyla yıkayıp veya içine biraz tuz koyup ovup, bekletip öyle yıkayın.
Gününüz güzel geçsin.
28 Nisan 2014 Pazartesi
Birazda dantel...........
Burada yaptığım elişilerimden bahsetmek istiyorum. Çocukluğumdan beri dantel örüp kaneviçe işlemeyi çok severim. Örgü örmeyi de evlendikten sonra öğrendim. Dikiş derseniz söküklerimizi dikmekten öteye gidemedim diyebilirim.
Bence dikiş sabır ve gönül işi oda bende yok denecek kadar az. Ben iyisi dantellerimi yapmaya devam edeyim. Türkiyeden gelirken orada örmeye başlayıpta yarım kalan iki perdemi burada tamamlamak için yanımda getirdim.
Bitirdigim ilkini yerine taktık diğerinede devam ediyorum. Şuanda elimde ördüğüm perdenin ipi yorgan ipi diye satılıyor bobin halinde. Bir kere yıkanıp ütülendikten sonra bir daha ütü istemiyor. Benim gibi ütü yapmayı sevmeyen hanımlara duyurulur. :)
Gönlünüzden sevgi, yüzünüzden gülücük eksik olmasın.
Bence dikiş sabır ve gönül işi oda bende yok denecek kadar az. Ben iyisi dantellerimi yapmaya devam edeyim. Türkiyeden gelirken orada örmeye başlayıpta yarım kalan iki perdemi burada tamamlamak için yanımda getirdim.
Bitirdigim ilkini yerine taktık diğerinede devam ediyorum. Şuanda elimde ördüğüm perdenin ipi yorgan ipi diye satılıyor bobin halinde. Bir kere yıkanıp ütülendikten sonra bir daha ütü istemiyor. Benim gibi ütü yapmayı sevmeyen hanımlara duyurulur. :)
Gönlünüzden sevgi, yüzünüzden gülücük eksik olmasın.
25 Nisan 2014 Cuma
Küba
Geçen sene tam bugün Küba'daydık. Kızımızı ziyarete gelmiştik Kanada'ya, o da bize sürpriz yapıp bizi Küba'ya götürdü. Nerede nasıl kalınır araştırmasını yapıp, tursuz seyahat etmeye karar verip Küba'ya uçtuk. Yaptığımız plan doğrultusunda önce Varadero havaalanına inip hemen bir taksiciyle anlaşıp (çok sıkı pazarlık yapmak gerekiyor) Havana'ya gittik. Biz otel yerine Casa Particular denen kiralık evlerde kalmayı tercih ettik. Çünkü amacımız halkla iç içe olup Küba kültürünü yakından tanımaktı, öylede oldu.
Havana'da çok sayıda devrimden önce yapılmış güzel binalarını, devrim müzesini,1 Mayıs Meydanını gezdik. Sahil kenarında ATATÜRK büstünü gördük ve çok gurur duyduk. Birinci gün kendimiz gezdik, sonrasında antika arabayla şehir turunu ek rehber eşliğinde yaptik. Oradan ayrılıp uzun ve de yorucu bir yolculuktan sonra (yine bir antika arabayi şoförüyle kiralayip) Trinidad şehrine geçtik. Bu arada yollarda gördüğümüz manzaralar, geçtigimiz köyler tek kelimeyle muhteşemdi.
Unesco tarafından koruma altına alınmış çok renkli ve şirin bir yer. Taş sokakları, renk renk evleri, muhteşem ferforje masa ve sandalyeleri dikkat çekiciydi. Sabahlara kadar dinmeyen müziği ve güzel samba yapan kızları ve de sanat sokağında her türlü sanat çalışmaları yapan güzel insanlarını bırakıp Santa Clara'ya gitmek üzere yola cıktık. Yine 1945 - 1950 yıllarından kalma antika arabalarla yorucu ama zevkli bir yolculuktan sonra Che Guevara'nın anıt - müzesini, gezip ara moladan sonra son durak yerimiz Varadero'ya geldik.
Nihayet beş günlük yorgunluktan sonra kendimizi kumsala (Playa Azu - Mavi Plaj 20 km. kumsalı var) atıp okyanusun sularında serinlemeye çalıştık. Burası tatil yeri olduğundan dolayı, oteller, yazlık evler ve müzik eğlencesi dışında anlatılacak birşeyi yok. A......Benim için en önemli konudan bahsetmesem olmaz oralara gitmeyi düşünürseniz işinize çok yarıyacaktır bahsedecegim şey ne mi? Ekmek! Benim gibi ekmek ağırlıklı beslen biri için beş gün yarı aç dolaşıp sonra buradaki otelin kahvaltı salonundaki ekmekleri tabağıma doldurmamı hala anımsayıp güleriz. Burada yerel halkın yemekleri siyah fasülyeli pilav, lahana salatası ve de tatlı olarak sundukları muz kızartması. Turistlere hizmet veren restoranlarda bunlara ilave çok güzel deniz ürünleri çeşitleri var. Mesela buranın istakozunun çok lezzetli olduğunu söylediler, ben ilk yediğim için fena değildi tadını bilenler için mükkemmelmiş. Ben bir iki balık dışında fazla deniz ürünü sevem. Gidipte bizim yaptığımız gibi otel değilde evde kalmayı tercih ederseniz yapacağınız en güzel şey iyi bir otelle anlaşıp yemeklerinizi orada yemek olur derim biz bunu son üç günde hallettik. Otelde kalmayı düşünüyorsanız çok iyi araştırın otellerde kalanların yorumlarını okuyun seçiminizi ona göre yapın derim.
Not:Yakın zamanda Küba'ya gitmeyi düşünürseniz yanınızda çocuklar için küpe, toka, şeker, kalem, diş macunu, hanımlar içinde sabun ve de şampuan götürün, onları çok mutlu edecektir.
Havana'da çok sayıda devrimden önce yapılmış güzel binalarını, devrim müzesini,1 Mayıs Meydanını gezdik. Sahil kenarında ATATÜRK büstünü gördük ve çok gurur duyduk. Birinci gün kendimiz gezdik, sonrasında antika arabayla şehir turunu ek rehber eşliğinde yaptik. Oradan ayrılıp uzun ve de yorucu bir yolculuktan sonra (yine bir antika arabayi şoförüyle kiralayip) Trinidad şehrine geçtik. Bu arada yollarda gördüğümüz manzaralar, geçtigimiz köyler tek kelimeyle muhteşemdi.
Unesco tarafından koruma altına alınmış çok renkli ve şirin bir yer. Taş sokakları, renk renk evleri, muhteşem ferforje masa ve sandalyeleri dikkat çekiciydi. Sabahlara kadar dinmeyen müziği ve güzel samba yapan kızları ve de sanat sokağında her türlü sanat çalışmaları yapan güzel insanlarını bırakıp Santa Clara'ya gitmek üzere yola cıktık. Yine 1945 - 1950 yıllarından kalma antika arabalarla yorucu ama zevkli bir yolculuktan sonra Che Guevara'nın anıt - müzesini, gezip ara moladan sonra son durak yerimiz Varadero'ya geldik.
Nihayet beş günlük yorgunluktan sonra kendimizi kumsala (Playa Azu - Mavi Plaj 20 km. kumsalı var) atıp okyanusun sularında serinlemeye çalıştık. Burası tatil yeri olduğundan dolayı, oteller, yazlık evler ve müzik eğlencesi dışında anlatılacak birşeyi yok. A......Benim için en önemli konudan bahsetmesem olmaz oralara gitmeyi düşünürseniz işinize çok yarıyacaktır bahsedecegim şey ne mi? Ekmek! Benim gibi ekmek ağırlıklı beslen biri için beş gün yarı aç dolaşıp sonra buradaki otelin kahvaltı salonundaki ekmekleri tabağıma doldurmamı hala anımsayıp güleriz. Burada yerel halkın yemekleri siyah fasülyeli pilav, lahana salatası ve de tatlı olarak sundukları muz kızartması. Turistlere hizmet veren restoranlarda bunlara ilave çok güzel deniz ürünleri çeşitleri var. Mesela buranın istakozunun çok lezzetli olduğunu söylediler, ben ilk yediğim için fena değildi tadını bilenler için mükkemmelmiş. Ben bir iki balık dışında fazla deniz ürünü sevem. Gidipte bizim yaptığımız gibi otel değilde evde kalmayı tercih ederseniz yapacağınız en güzel şey iyi bir otelle anlaşıp yemeklerinizi orada yemek olur derim biz bunu son üç günde hallettik. Otelde kalmayı düşünüyorsanız çok iyi araştırın otellerde kalanların yorumlarını okuyun seçiminizi ona göre yapın derim.
Not:Yakın zamanda Küba'ya gitmeyi düşünürseniz yanınızda çocuklar için küpe, toka, şeker, kalem, diş macunu, hanımlar içinde sabun ve de şampuan götürün, onları çok mutlu edecektir.
21 Nisan 2014 Pazartesi
Renkli Yumurtalar ve Easter
Her yerde yumurta (Easter) bayramı coşkusu vardı. Süslü boyalı yumurtaları görünce
çocukluğumun coşkusunu anımsadım.Sene 1965 yer Ankara (uzun zaman oldu
Ankara'ya gitmeyeli çooooooook özledim) ilkokula gidiyorum. Her sabah mahalle
bakkalının önünde yuvarlak hasır sepet içine konmuş renk renk boyalı
pişmiş yumurtalar olurdu. Arkadaşlarla o renk senin bu renk benim kapışıp
dururduk. Bakkal amcanın kızgın bakışlarıyla kendimize gelir bazen alıp bazen
almadan geçip giderdik. Bilmemki başka bakkallarda da satılır mıydı yosa bizim
amcanın fikriydi. Bu renk renk yumurtalar nasıl mutlu ederdi bizi, şimdiki çocukları içi çikolata, oyuncak dolu yumurtalar bile zor mutlu
ediyor.
Yürüyüş yaparken gördüğüm komşulardan birinin bahçe kenarına hazırladığı Easter aranjmanını paylaşıyorum.
Mutluluğun herkesin yanında olması dileğiyle hoşçakalın.
Yürüyüş yaparken gördüğüm komşulardan birinin bahçe kenarına hazırladığı Easter aranjmanını paylaşıyorum.
Mutluluğun herkesin yanında olması dileğiyle hoşçakalın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








