25 Eylül 2015 Cuma

Bayram... Yağmur.....Çiçekler...ve de ben...

Evet ilk sonbahar yağmuru bayramın ilk günü buraya (Altınoluk ) nihayet yağdı. Nihayet diyorum çünkü; Nisan ayından beri arada bir iki damla yağan yağmuru saymasak ilk yağmur diyebilirim. Bende yağmurdan sonra etrafta olan toprak kokusunu bitkilerin üzerindeki su damlacıklarını ve gökyüzünün görüntüsünü çok sever içime sindire sindire de yaşamaya çalışırım.

Yağmura benim kadar çiçeklerimin de çok sevinip şımardığını sizinle paylaşmak istedim.

Sevdiklerinizle mutlu, huzurlu nice bayramlar geçirmeniz dileğiyle.

 

 

 

Kışın kurumuştu diye çok üzülmüştüm , altan canlanınca kuruyan

dallarına doluyarak büyütmeye çalışıyorum begonvilimi:)

Çoşkusuna bayılıyorum.

 

 

14 Eylül 2015 Pazartesi

Komşular...........

Çocukluğumu sevgi dolu bir ortamda geçirdim; dedelerimiz, ninelerimiz, teyzelerimiz, halalarımız, amcalarımız, dayılarımız, kardeşlerimiz, kuzenlerimiz, yengelerimiz ve de KOMŞULARIMIZ' vardı.

Komşularımız da ailemiz gibiydiler (komşu anneler, komşu teyzeler) evde eksik olan bir şey oldu mu koş komşuya, hastamısın komşuyu çağır kısacası sevincin de, üzüntünün de ilk paylaşıldığı evlerdi komşu evleri.

Komşunun evinde olan yasa diğer komşular ortak olur günlerce evde radyo açılmaz müzik dinlenmez idi. Biz çocuklar bile bunu anlar oyunlarımızı sessizce oynardık.

Ev de pişen yemek kokusu yakın komşuya gitmiştir diye hemen bir tabakla paylaşılırdı." Komşuda pişer bizede düşer" ( Sözünü çok beniser uygulamaya çalışırım )

Ekonomik olarak çok zengin bir mahallede oturmuyorduk ama çok renkli kültürleri barındıran sevgi, huzur, güven veren paylaşımları çok olan yürekleri zengin komşularımız vardı.

Ha ara ara komşular arasında huzusuzluk olmuyor muydu tabiki oluyordu, büyükler kendi aralarında kısa sürede hallediyorlardı. Biz çocuklar hiç bu işe karıştırılmazdık - karışamazdık da çünkü ; annem ben ve kardeşlerime sakın ha! Ben dargın olsamda siz asla sevginizde saygınızda kusur etmeyin komşuya derdi.

Bugün bunu yazmamın nedeni ülke olarak çok zor ve acı dolu günler geçirmekteyiz, hemen hemen her gün birkaç eve ateş düşüyor gencecik fidanlar yok oluyor. Gelin komşular birbirimizin elini herzamankinden daha sıkı tutup koruyup kollayalım ki daha çok yüreklere acı düşmesin, çocuklar öksüz kalmasın korkuyla büyümesin, küçucük yüreklerde kin değil sevgi yerini alsın.

İki komşumun birbirinden habersiz aynı gün içinde gönderdikleri.
Sıkca yaşanan bir durum ama şu sıkıntılı günlerde daha bi iyi geldi
bana bu yazıyı yazıp sizlerle paylaşmama da vesile oldu.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Bir Zeytin Ağacının Hikayesi.....

Genelde İlkbahar ve sonbaharda sabah yürüyüşü yaptığım deniz kıyısında renk renk örgü motiflerle giydirilmiş zeytin ağaçını görmekten çok keyif aldım.

Kısaca hikayesini öğrenince sizlerinde keyif alacağınızı düşündüm.

Bu canım zeytin ağacı bu sene sert geçen kışın etkisi ve denizin hırçın dalgalarına dayanamamıiş yerinden denize doğru kaymaya başlamıştı.

Başlamıştı diyorum çünkü; o anları bire bir görmüş ve de fotoğraflamıştım. Buradan bakabilirsiniz.

Çok da üzülmüştüm, insanlar onun etrafında oturup çay sohbetleri yaparlardı hatta sıkıntılı olduğum bir akşam üzeri sırtımı gövdesine dayayıp denize'le dertleşmeme ortak olmuştu:(

Çok uzatmadan konuya döneyim:)

Bu giydirilmiş ağaç o ağaçmış; kıyı şeridinde kışın kalan bir kaç aile birleşip ağacı denize gitmeden kurtarıp daha geriye alıp yerleştirmişler.

Sonraki günlerde ağac kurumasın yerini sevsin diye bakımını titizlikle takip etmişler. Hatta kendi aralarında ağaca "Haydar " ismini takmışlar.

Ağacın tutup filiz vermesine karşılık teşekkür amaçlı bu giydirilme yapılmış.( günümüzde bu giydirmenin adı "Yarn Bombing" miş bir nevi sokak sanatı imiş.)

Bende bu güzellikleri yapanlara çok teşekkür etmek, emeklerine sağlık demek, ve de sizlere paylaşmak adına bu postu hazırladım.

Sevgi ve emek düzgün alınıp verilince karşılıksız kalmazmış değilmi?

Umutlar eksilmesin sevgiler çoğalsın güzel bir hafta olsun.

 

Dalgaların yerinden söküp denize doğru sürükleme hali.
 
Not: önceden hazırlan bir postu kısmet İstanbul' dan sunmak oldu.

 

21 Ağustos 2015 Cuma

Bir köy var orada.....

Hani bazı insanlar vardır çok sıkıldım alışverişe gittim rahatladım der. E güzel onun tercihi. Ben de üzüldümmü, sıkıldımmı ya su kenarına ya da köy yollarında bulurum kendimi. Haliyle köyü gezip bir köy evinde hoş sohbetler yapıp rahatlarmış olurum. (Malum! Ülkede her gün iç yakan haberler alıp,olup bitene üzülmekten ne düşüneceğimizi bilemez hale geldik) Kafayı rahatlatmak için geçen hafta sonu Çanakkale ilinin Ayvacık ilçesinin Ahmetçe köyü ne gittik. Köy meydanında tahta sandaliyelerde oturmuş anılarını anlatan amcalarla hoş beşten sonra köy sokaklarında gezinip serin kapı önlerinde muhabet eden hanımlara katılıp iki lafın belini büken ben:)) sonunda en çok haz aldığım bir köy evinin içini gezmekte buldum kendimi.evin sahibi teyze fotoğrafının çekilmesini istemedi ama evimi çekebilirsin dedi nasıl tatlı dilli bir teyze anlatamam yalnızlık artı yaşlılık bu evde zor geçiyor vesselam.........

Ahmetçe Köyü çok engebeli ve kayalık bir zemine kurulmuş taş evleri taş sokakları olan bir köy. Evler biraz eskide olsa deniz manzaralı aynı zamandada sahili olan bir köy. Tanışıp görüştüğüm kadarıyla insanlarıda çok sevecen güleryüzlü ilgilerinden dolayıda kendilerine buradan tekrar çok teşekkür ediyorum.

Köyün yukarı bölümünde daha yeni binaların olduğu ve daha güzel olduğu söylendi ama ben görmek istemedim. Benim görmek istediklerim bunlardı dokusu değişmemiş bir köy sokağaklarıve evleri fazlasıyla iyi geldi bana.

Umarım sizlerede iyi gelir. Herkesin gönlüne göre bir hafta sonu diliyorum.

Köy sokaklarında bizi ilk karşılıyan bu keçi ve kediler oldu.

Sonradan aklıma geldi sokaklarda hiç köpek görmedim ve ses de duymadım.

Köpeksiz köy olmaz değilmi? Ben görmemiş olabilirim.:))

 

Ceyiz sandığının güzelliğine bakarmısınız?

Zeytin yağının saklandığı küp.

Ne konuklar ağırlamıştır bu sedirde ne muhabetler yapılmıştır kimbilr?

Kapıda asılı olan örgü bağ açıkta salınıyorsa ev sahiplerinin ev de olduğunu,

Kapı kollarına bağlanmış ise evde olmadıklarını ifade ediyormuş.

İki testi teyzeden bana hatıra olarak kalacak. Yerine de pek yakıştı:))

 

 

11 Ağustos 2015 Salı

Börülce..............

Börülce'yi böyle pişirmeyi hiç denedinizmi?

Zamanı geçmeden bir kez de olsa denemenizi tavsiye ederim.

Kısaca tarifi.

İstediğiniz kadar börülceyi az suyla haşlayıp süzünüz.( süzme suyunu atmayıp içiyorum)

İyice süzülen börülceyi zeytin yağında soteliyip fazla hırpalamadan servis tabağına alınız.

Yoğurdu bir kasede biraz tuz, birkaç diş sarmızak ilavesiyle karıştırıp börülcenin üzerine yayınız.

Domateslerin kabuklarını soyup çok ufak doğruyarak ve içine biraz tereyağı ilavesiyle sos gibi pişirip ılınınca yoğurdun üstüne ilave ediniz.

Ve de afiyetle yiyinz derim.

Sevgiyle kalın.

 

 

30 Temmuz 2015 Perşembe

Ufak tefek işler.......

Sizleri bilmem ama ben kenarından köşesinden derken ufak, ufak kış hazırlıklarına başladım diyebilirim. Daha doğrusu bunları yaparak kafamı dağıtmak, haberlerden kaçıp bahçede birşeylerle uğraşıp aklıma ve yüreğime mukayet olmaya çalışıyorum.

Bahçede yetişen sebzeleri az da olsa kurutmaya çalışıyorum. Çokla uğraşamıyorum böyle az az daha konturolümde oluyor. Dedim ya! Derin düşüncelerden de birazda olsa uzaklaştırıyor.

Bir de arkadaşlar ben günlük çıkan domates kabuklarını, kahvaltıda geriye kalan domatesleri bir kavanozda biriktiriyor üzerine biraz tuz koyarak güneşte bekletiyorum kavanoz dolunca kevgirden önce sarı suyunu akıtıp sonra kalanı geçirip bir tık kaynattıktan sonra güneşe bırakıyorum tabi tuzunu ilave ederek. Denemenizi tavsiye ederim kabuk demeyin salçası çok güzel oluyor.

Daha çok açıların yaşanmaması, insani duygularımızın yok olmaması dileğiyle......

 

 

Kabuklar çöpe değil geri dönüşüm kutusuna gitmeli değilmi?

 

 

Bir lt. Kavanoz dolusundan bu kadar salça çıkıyor. Tabi domatesin

cinsinede bağlı. Ben adını " geri dönüşüm" salçası koydum. Tamamen

soyulan veya rendelenen domates kabukları arada da geri kalan domates

dilimlerinden yararlanıyorum.:)

 

16 Temmuz 2015 Perşembe

Canım Kızım.......

Bugün senin doğum günün! Yeni aldığın yaş sana, senin istediğin doğrultuda gelsin.
Bitanem "Yıldız Gözlüm" doğum günün kutlu olsun.
Denizlerdeki kum tanecikleri, gök yüzündeki yıldızlar kadar mutlulukların olsun.
Bir annenin sevgisini anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Seni seviyorum.

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Güzel bir dünya için..........

Hayvanların katledildiği, ağaçların kesildiği, doğanın sayamıyacağım kadar çok nedenlerle kirletildiğini göz önünde bulundurusak dünya bir gün çöl olacak.

Bu konuda ahkam kesmiyeceğim sadece kendi adıma ufacık bir kaç önlemle bir nebze doğanın kirlenmesini önlersem enazından bir saksı toprağı kirletmeden kurtarırım umuduyla, atık yağ ve pilleri bir kenarda biriktirip sonrada bu konuda görevli kuruluşlara götüreceğim.

"Gezgin Kova yenimi olayın farkına vardınız diye soruyorsunuz? " değilmi! Bende diyorumki ; Hayır yeni farkına varmadım ama birazcık yağdan, bir tane pil den birşey olmaz dediğim zamanlar çok oldu.

Benim gibi bi taneyle, bi kereyle bi şey olmaz diyenleriniz vardır muhakkak, lütfen gelin böyle düşünmekden derhal vazgeçip kurtaracağımız birer saksılık toprak bir çiçek bir ağaç "Bir deniz yıldızı hikayesi örneğiyle" hareket edelim.

Havasıyla, toprağıyla, suyuyla, börtü böceğiyle ve de pırıl, pırıl insanlarıyla güzel bir dünyaya .......

 

 

10 Temmuz 2015 Cuma

Bahçemden sevgiler herkese............

Ben bu yaz bahçeye diktiğim çiçeklerden hiç randıman alamadım.Ben ekiyorum bir müddet sonra onlar çürüyor.

Petunyalar çok dayanıklı olulardı bahardan sobbahara kadar devamlı çiçek verip çoştukça coşarlardı şimdi ekiyorum birkaç gün sonra onlar çürüyor.

Rozet dersen onlarda aynı durumda hiç canlılık yok açsam mı açmasam mı durumu yaşanıyor.

Birkaç saksı çiçeği ektim onları büyütmeğe çalışıyorum.

Demek istiyorum ki bu sene çiçeklerden yana bahçe mahsun ben üzgün.:( saksıdaki çiçeklerim büyüyünceye kadar(tabi yaz bitmeden) ben de bahçe de bulunan objeleri sizlerle paylaşmak istedim.

Hafta sonunuz çiçekli, böcekli, huzur dolu sımsıcacık olsun......

Bu kış kuruyan begonvili kesmeye kıyamadım iyi de olmuş. Dipten yeni

dallar vermeye başladı bir dalını bırakıp diğerlerini kestim. Bıraktığım dalı yukarıdaki şekilde

sararak büyütmeğe çalışacağım ne kadar başarılı olurum onu bilemem. O büyüyünceye kadar

alt karede görüldüğü üzere kuruyan dallar kuş evlerine, rüzgar çanlarına, fenerlere ev sahibilik yapacak.

Eşimin su kabaklarından yaptığı leylekler, bahçe kapısında konukları

karşılayıp uğurlamak için bekliyorlar.

Akşam bahçeyi aydınlatıp sonrada içeride gece lambası görvi görüyor.

Hiç denedinizmi? Evin içindede hoş duruyor.

Çokkkk uzaklardan bahçeme konuk oldular.

Kanada'da bir evin bahçesinde görüp çok beğenmiştik.

Eşim çizimini yapıp bir demir ustasına yaptırdık. Gözlerdeki

nazar boncukları biz yerleştirdik :) iyi fikir değilmi?