8 Şubat 2015 Pazar

Kısa yol hikayesi.......

 

Bugün sizlere şu soğuk kış günlerinde insanın içini ısıtacak iki kısa yol hikayesi anlatacağım.

Balıkesir'le Altınoluk arası taksiyle bir saat on dakika. Bu süre zarfında çok güzellikler yaşıyabiliyorsun bilhassa yaz sezonunda yol boyu tezgahlarda tarlada toplanıp gelmiş meyve ve sebzelerin sunumu, salaş sevimli oturup dinlenme yerleri ve yeşilin her tonunun verdiği huzuru.

Bu yolculuğumuzda yol kenarında bir ev dikkatimi çekti köy tavuğu yumurtası bulabiliriz umuduyla gidip evin bahçe kapısını çaldık. Bizi ilk karşılıyan evin minik köpeği ve tavukları oldu. Sonra evin hanımının sıcacık bir karşılama ve güleryüz göstermesi bizi çok mutlu etti. Yumurta bulurum umuduyla uğradığımı söylediğimde ise kış olduğu için tavukların fazla yumurta yapmadıklarını, elinde birkaçtane olduğunu boş çevirmemek için onları verebileceğini, eğer isterisek hazır da süt ve taze tereyağıda alabileceğimizi söyledi. Biz de gerekli olan alışverişimizi yaptık çok da uygun fiyatla daha da önemlisi aldığın yeri bilmek tek elden almaktı. Ayrılmadan önce telefon numarasını verip, yola çıkmadan bir ikigün önce arayıp istediğim kadar yumurta, tereyağı ve süt alabileceğim sözünü vermesi, kısa zaman zarfında ne ikram edebilirim nezaketini ve samimiyetini göstermesine nasıl teşekkür edeceğimi bilemeden veda edip yola devam dedik.

Bu anlatacağım güzel olayıda Balıkesir'in Havran ilçesinden geçerken yaşadık. Yol kenarına kocaman bakır kazanlar konmuş ateşler yakılıp, yemekler yapılmış davet edilen köy halkı yemeklerini yiyordu. Yoldan geçen yolcuları durdurup yemeğe davet eden 20 yaşlarında ve gözlerinin içi gülen bir delikanlının misafiri olduk. Ailesinin delikanlıyı askere uğurlama yemegiymiş. Tüm samimiyetleriyle ikram ettikleri yemekleri yiyip biraz sohbetten sonra birkaç fotoğraf çekip bloğuma koymak için kendisinden izin istediğim de ise çok sevindi, kendisininde fotoğrafını çekip ismini yazabilecegimi söyledi. Çok teşekkür edip hayırlı teskerler dileyiyle ayrıldık oradan.

Bu güzellikler ülkemizin her yerinde değişik şekillerde yaşanıyordur muhakkak ama dedim ya bu soğuk günlerde böyle sımsıcacık, temiz yüzlü insanlarla karşılaşmak, sofralarına konuk olmakla nekadar iyi etmişiz de bu yola çıkmakla dedik.

Bu samimi ve sevgi dolu yürekler hiç eksik olmasın hep çoğalsın umuduyla. Sevgiler.

Bir köy evinde görmek istedillerim. İneklerde vardı ama uykudalarmış huzursuz olurlar diye fotoğrafını çekemedim.:))))))

Kazlar da çok kızdılar ama ben yinede fotoğrafladım.

 

Asker uğurlama yemeği.

Güle güle git, güle güle de dön güzel yürekli insan.

 

 

30 Ocak 2015 Cuma

Renklerin dansı....

 

Ben konuşmuyayım bugün renkler konuşsun istedim.

Ben yün örgüde fazla ötü sevmiyorum. Konu mankeni sevgili kardeşim:))) in boynunda olanı biraz daha fazla ütü kullanılmış, benim ördüğümde ise ütü çok hafif yaptım tercih sizin.

Örnek daha büyütülerek omuz şalıda yapılabilir. Yapmak isteyenlere kolaylıklar diliyorum.

Sevgi ve huzurun bol olduğu bir haftasonu olsun.

Not: Birkaç günlüğüne Altınoluk'a gideceğiz. Ev de int.bağlantısı olmadığından cafelerden sizleri takip etmeğe çalışacağım.

 

 

25 Ocak 2015 Pazar

Zonguldak.........

Sevgili blog arkadaşlarım!

Bir yakınımın ani ölümü nedeniyle Zonguldak'ta bulunmaktayım.

Takriben 10 gündür sizlere ulaşamamanın huzursuzluğunu yaşadım. Birinci nedenim yukarda bahsettiğim üzücü durum, ikincisi ise sayfama bir türlü erişemememdi. Neden, niçin onu da anlıyamadım. Tabi hemen panik halde Kanada'da yaşayan kızıma durumu bildirdim sağ olsun en kısa zamanda hatayı giderdi.

Zonguldak'da 10 gün kalıp da bu şehirden bahsetmemek olmaz.

Zonguldak, Karadeniz'e batı ve kuzeyden kıyısı olan bir ildir.

Zonguldak, maden ocaklarının çokluğu ve zengin kömür kaynaklarından dolayı Türkiye'nin taş kömür yatağıdır.

Zonguldak engebeli bir yapıya sahip. Düz alanları fazla olmamasından olsa gerek evlerin çoğunluğu tepelere yapılmıştır. Hatta bir söylentiye göre çok eskiden postacıların sürgün yeriymiş Zonguldak. Söylenti doğrumu espirimi bilemem, eğer doğruysa da vay halineymiş postacıların.
Zonguldak'ın büyük bir bölümü de ormanlarla kaplıdır. Yeşili çok olan bir ildir. Denizi hırçın olsada doğası harika.

Zonguldak'ın denizi, doğası güzel ama havası çok kötü resmen zehir soluyorsun, kömür tozlarını havada yağıyor gibi hissediyorsun. Kömür tozlarının çevreye verdiği kirlilik binaların ve etrafın boyalarında bariz şekilde belli oluyor. Bu isin verdiği kirliliğe rağmen gittiğim tüm evlerin içleri pırıl pırıl tertemiz ben burada yaşıyan tüm hanımları kutluyor ( bu il de yaşayan iki kardeşim var) işleri çok zor kolaylıklar diliyorum.

Zonguldak - Kömür- Maden Ocakları! tahmin edebiliyorum sizlerin de benim gibi düşündüğünüzü ve bu ocaklarda hayatını kaybeden tüm insanlara rahmet diliyor, işine devam eden insanlara da sağlıklı, güven veren bir ortamda çalışmalarını umut ediyorum.

Bu şehir'den sizlere selam ve sevgilerimi yolluyorum.
Kömür karası,yürek yarası olmasın.
İnsanlar zehir soluyor.
Hava kirliliğine rağmen sebzeler çok taze ve canlı. (Yağlı marulu harika)

Şair ne demiş? Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenleri:)
(Postacının halini düşünün artık)
Martıları ve çıklıklarını çok severim. (Kızımın kuşları:)


10 Ocak 2015 Cumartesi

Bir bilgi.......

PLASTİKDEKİ NUMARALARA DİKKAT !

Plastiğin arkasında üçgen içinde bulunan numaralara çok dikkat ediniz.

Plastik kapta bulunan yoğurtları almadan önce ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı.

Üçgen işareti içindeki rakamlar size sağlığınız hakkında bilgi veriyor. '5' rakamı varsa, içiniz rahat olsun. Ama hiçbir rakam yoksa sağlığınız tehlikede demektir. '5' rakamı şişe kapakları, içecek kamışları, biberon,yoğurt kaplarında kullanılır zararsızdır.

Plastikler '1' den '7' ye kadar numaralandırılıyor. Numara varsa kolay yoksa aman dikat. Bu numaraların içinde 3, 6 ve 7 no' lu plastiklerden uzak durun zararlıdırlar.

Not: Bu bilgi şikayetvar Genel Müdürü Ömer Deveci 'nin gazeteye verdiği bir bilgidir.

Sıcak ve huzurlu bir haftasonu olsun.

 

 

5 Ocak 2015 Pazartesi

Örgü zamanı.......

Yazlık evden döndükten sonra kışlık eve biraz bakım yaptıralım diye ustalarla uğraşıp durduk. Birkaç seneden beri misafir gibi uğrayıp çıktığımız evin işleri bizi biraz yordu. Bu arada burada bulunan dostların hastalık,mutluluk olaylarını duyup ya çok seviniyorsun ya da çok üzülüp duygusal çöküntü yaşıyorsun, sonunda hayat böyle bir şeydir deyip günlük yaşamın akıntısına kapılıyorsun.

Yeni bir yılı karşılamanın verdiği tatlı telaşelerle uğraşıp bir kısmını da sizlerle paylaşıyor olmam beni rahatlattı. ( oldum olası yeni yıl çoşkusunu çok severim)

Şimdiden sonra örgü,tığ işi gibi işlerle uğraşmak isiyorum. Önceki yıldan kalan motiflerim vardı onları nasıl değerlendireceğimi henüz bilemiyorum. Onlar sepete bana ben onlara bakıp duruken, komşumda tığ işi bir örnek görünce motifleri sonraya bırakıp kendime serin sonbahar sabahları üzerime giyecek yarım kollu bir hırka örmek niyetine girdim. Tığla çok rahat örülen bir örnek, çeşitli şekillerde kullanılabilir.

 

Tek parça halinde örülüyor,kol ve yaka isteğe göre yapılıyor. Kısa zamanda bitirip:) paylaşmak umuduyla.

 

1 Ocak 2015 Perşembe

26 Aralık 2014 Cuma

Yeni yılı bekliyorum

Evet bir yılı daha geride bırakıp, yeni bir yıla girmeye bir kaç gün kaldı.

Her yeni yıl, yeni başlangıçlar, yeni umutlar demektir.

Nerede yaşam varsa, orada umut da vardır.

Umut ediyorum ve diyorum ki yeni gelen yıl evlerimizde huzur ve bereketi, bedenlerimizde sağlığı, yüreklerimizde sevgiyi eksik etmesin.

Gönlünüze göre bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.






11 Aralık 2014 Perşembe

Arkamda bıraktıklarım....

Bugün kışlık eve geçmek için toparlanmaya başladık, toparlanmak da ne demek gören evden taşınıyorlar sanacak. Senenin 8 ayı yazlık evde yaşayınca ne gidecek ne kalacak derken araba tıka basa dolmuş oluyor. Tabi bu arada sinirler tavan yapmış durumda arada bey le ufak ufak atışmalar "Bu araba hep böyle dolumu olacak" gibi sitemleri duymamazlıkdan gelerek toplanmaya devam, aslında benim anlatmak istediğim bu değildi ama nereden buraya geldim anlıyamadım. Her neyse beni asıl üzen başlıkda da belirttiğim gibi arkada bıraktıklarım. Yazlık evlerde her kapını kapanması onların aç kalıp ölüme terk edilmeleri oluyor. Bazı kişilerin yazın bakacağım diye getirilip giderken de sokağa bıraktıkları bu hayvanlara çok üzülürüm. İnsanlar varken varlıklarını fazla hissetmiyorsun herkez gittikden sonra 20 - 30 kedinin sokakda başıboş kalması yarı aç yarı tok yaşamaları.En can alıcı yeride bu hayvanlar ev ortamına alıştıklarından dolayı sokakda yaşamayı çok da bilemiyorlar gibi düşünüyorum, kedi besliyenler bunu daha iyi bilirler afaki konuşmuş da olmuyayım. Aslında yazılacak çoooook şey varda en iyisi ben burada nokta koyup, herkese selam olsun diyeyim.

Doğa her daim sevgisini bize sunduğu gibi biz de doğada bulunan canlı cansız her şeye sahip cıkıp seveip koruyalım derim.

 

1 Aralık 2014 Pazartesi

Ağaçtan topla sepete, yolla memlekete.

Tam da yukarıda belirttiğim gibi bahçemdeki ağaçlardan topladığımız meyveleri alıp biraz ziyaret biraz kargo hizmeti sunmak üzere İstanbul'a gittik. (Bu arada kargo fiatları da el yakıyor) Oğlum ve gelinimle görüşüp bir kaç gün sonra Çorlu'ya geçip kardeşimi de ziyaret edip eve dönelim derken Sonbaharın son gününde İğneada turu yapmaya karar verdik. (İğneada, Kırklareli ili Demirköy ilçesine bağlı bir sahil kasabası) Yağmurlu ve sisli bir gün eşliğinde ada'yı gezerken yağmur nedeniyle sık sık küçük kafelere girdik her kafede soba üstü çay, sımsıcacık sohbet derken ada'ya veda etme zamanı gelmişti. İğneadayı birkaçyıl önce İlkbaharın çoşkusuyla gezmiştim şimdi de Sonbaharın songününün verdiği hüzünle gezdim. Sis ve yagmur nedeniyle fazla fotoğraf çekemedim ama bir kaç fikir verebilirim, ada'nın leziz balıklarını yemeden ve manda yoğurdu almadan,kırmızı et sevenlerin de kasaba uğramadan dönmeyin derim.

Sevgi ve huzur dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Bu sevimli dosta da kargo hizmeti vermeyi borç bildik:)