28 Temmuz 2017 Cuma

Çiçekler ve saksılar.....

Balkon ve bahçelerin yaşam alanımızda önemi çok büyüktür. Çok sıkıldığımızda, sevindiğimizde, sıcaktan bunaldığımızda hatta soğuk havalarda bile balkon veya bahçeye çıkarız. Bir iki çiçeği okşar sever bir rahatlama hissederiz. En azından ben öyle yaparım.

Balkon ve bahçelerimizin de olmazsa olmazı çiçeklerdir. Çiçekler kadar onlara ev sahipliği yapan saksılarda çok önem taşır görsellik açısından.

Bahçeyi saksı olarak kullanmak yerine bahçede saksı  kullanmayı tercih edenlerdenim.

Çok para verip pahalı saksılar almak yerine, evde veya dışarıda atıl durumda olan objelerden (geri dönüşüm adına) çok dekoratif saksılar yapabiliriz.

Bahçemde neleri değerlendirip saksılar  yapmışım bakmak  ister misiniz?


Bakır tencere kapağı. Matkapla delinip zincirler takıldı.
Yolda buldum. Terazi kefesi temizlenip boyandı.
Kurumuş dal parçaları. Birbirlerine çivi ile tutturuldu.
Mutfakta miadı dolan güveç.
Atıl durumdaydı el koydum. 
Deniz kenarında getirdim.
Denizden çıktı. Denizde yok yok. Aslında çok üzücü bir durum:((
:)






Eski mutfak lavabosu.







Hindistan cevizi kabuğu. 


Bizim buralardan sizin oralara selam ve sevgiler olsun.

28 Haziran 2017 Çarşamba

Küçük dost Paşa........

Uzun süredir bu yazıyı ne zaman, nasıl yazarım diye düşünüp durdum.  Ta ki bugüne kadar. Bu sabah uykudan Paşa'nın  havlama sesiyle uyandım. Bir an etrafıma bakındım ama o olamazdı! Biz onu kaybedeli bir yıl olmuştu:(
Paşa kızımın köpeğinin adı idi. Kızım onu 3 aylıkken alıp 14 yıl beraber yaşadı. Kızım yurt dışında yaşadığı için, uzun süre olmazsada zaman zaman gelip gittikçe biz de o yaşamın içinde olduk. Onun evden gidip kaybolmasına sebebiyet verip çok üzülmem dışında çok sevgi dolu günler yaşadık Paşa'yla.
O aramızdan geçen yıl birdaha uyanmamak üzere uyutuldu.
 İki yıl hastalık dönemi yaşadı. Önce gözlerini  kaybetti, daha sonra kalp ve diğer rahatsızlıklar derken artık tedaviye cevap veremez hale geldi. Doktorunun önerisi ile birdaha uyanmamak üzere uyutuldu. 
Maalesef ömürleri o kadar yıl oluyormuş.
 Minicik  bedeninde kocaman sevgi dolu yüreği ile yaşamımıza ne kadar çok güzel duygular kattı. 
14 yıl muhteşem bir hayat yaşadı. Çok sevdi ve sevildi.

Bende anısı olan bir kaç fotoğrafı.

 

 
Oyuncağını vermedim diye bana sinirlendiği an.
 

O küçük adam bizimle yatmaya bayılırdı.
 
Döneceğimizi hissettiği zaman tedirgin oluyurdu. Kafayı terliğimin ütüne koyup öyle uyumaya çalışıyordu.
 
Havaalanında keyifimiz yerinde! Bizimle Türkiye'ye geliyor.

 
Uçakta annesinin kucağında.....
 
Bahçede......
 
Evimizin duvarında  eşimin yapmış olduğu resmi.
 
Bedeni kül olsada ruhu hep bizimle "Küçük dost Paşa'nın.
 
Bedeni kül olsada ruhu hep bizimle "Küçük dost Paşa" nın.


15 Haziran 2017 Perşembe

Bahçemdeki Zeytin Ağaçlarım...

Sizlere  bugün bahçemde bulunan üç zeytin ağacımla gülümsemek istedim:)

 

Zeytin ağacı, biliyorum ki  çoğumuza; barışı, bilgeliği, dostluğu anlatır.
Bir zeytin şehrinde yaşadığım için de, bahçemde zeytin ağaçı  bulunduğu için de çok şanslı hissederim hep kendimi.
Zeytin ağacıyla bir başka şehirde karşılaştığımda bir dostumla bir arkadaşımla karşılaşmış gibi bir hisse kapılırım.

 

 
Biraz sevgi biraz hoş görü bekledi. Kuruyacak diye çok üzüldük ama yeni sürgünleriyle bizi sevindirdi.

 
Bahçede ağaçlarım evde de eşimin resmettiği bu tablo duvarımı süslüyor. Zeytin  hasatı  sırasında yapılan çalışmaları anlatıyor.

 
Her koşulda ayakta kalmayı başarıp 300 yıl yaşayan Kadim Anadolunun zeytin ağaçlarının var olduğunu blimek......

 
 Her bir ağaca baktıkça nasıl bir yaşam mücadelesi verip ayakta kalmalarını anlamak........
Böyle bir ölümsüzlüğe sevgi ve aşkla yaklaşmak.

Gazeteden okuduğum bir zeytin dalı hikayesiyle sizlere şimdilik hoşçakalın diyorum.

Antik Çağ'da yaşamış İyonyalı ozan Homeros, bir gün zeytin ağacının gölgesinde uykuya dalar. Rüyasında ağaca sorar,"Senin sahibin kim?"diye. Zeytin ağacı, dallarını eğip Homeros'un kulağına fısıldar: "Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Siz gelmeden önce buradayım, siz gittikten sonra da burada olacağım."




28 Mayıs 2017 Pazar

Bahçede hummalı çalışma var...........

Çok büyük bir bahçe olmasada bu aylarda günün büyük bir bölümü bahçeyle uğraşmakla geçiyor. Daha evin içinin düzenini tam kurmadan önce bahçe düzenini kurmaya uğraşıyoruz. İki yıldır aşağıda gördüğünüz gibi ekim yapacağımız alanları bölüm bölüm hazırlıyoruz. Bu şekilde sulama, gübreleme ve de etrafında dolaşma daha rahat oluyor. Kanada'da görmüştük çok mantıklı gelmişti bize. 


 
Bahçenin ekime hazırlanmış hali. İşte ben bu halini çok severim boş toprakta saatlerce oturabilir ve  üzerinde kısa bir süreliğine yatabilirim de.(Tabi gübre koymadan önce :))

 
Fideler ekime hazır hale geldi. Fidelerin bir kısmını bir önceki yıldan elde ettiğim tohumdan yetiştirdim. Bahçede ekim sulama işi eşime, çiçek böcek işi de bana ait :)

  
Ekimden bir müddet sonra altları çapalanıp dolduruldu. Yanlara sulama arkı açıldı. Destek çubukları dikilip iple bağlandı.


 
Kasım ayında evde filizlenen sarımsakları bir köşeye ekmiştim. 


 
Begonvil bu sene yine kurumuş. Alttan yeni filiz vermeye başladı çıkacak, dal büyüyünceye kadar bu takıları taşıyacak.


 



 
Rüzgarın kırdığı kaktüs dalı arapsaçının bulunduğu yere düşmüş. Arapsaçı kısa sürede sarıp sarmalamış kıyamadım ayırmaya:)


 
"Gülü seven dikenine katlanır" misali bende dikenlerine rağmen kaktüsleri çok seviyorum.


 
Normalde beyaz sardunya. Baktım pembe olmaya başladı çiçekleri, inceleyince anladım ki nar ağacının çiçeklerini kıskanmış :) tozlaşma yolu ile renk değiştirebiliyormuş sardunya.


 
Geçen yıldan kalan limon yanında yeni açmış limon çiçeği. İzlemek çok hoşuma gidiyor koparmaya kıyamıyorum.


 
Nar çiçeğinin güzelliğini anlatmaya gerek yok:)


 
Komşumdan gelen yenidünya meyvesi. Evde bulamayınca kapıya aşmış.:) 


Bizim bahçeden çalışmalar şimdilik bu kadar. Gönüllere huzur veren bir hafta olsun.