6 Mart 2019 Çarşamba

Babannenin Yeni Yıl İkramiyesi..........

Sevgili blog dostlarım ben babanne oldum...

2018 yılının son günü,  gözümüzün nuru  hayata sağlıklı bir şekilde merhaba dedi.

Biz onu 2019 ocak ayının 14 ünde beklerken o bize süpriz yapıp 2018’in son gününde geldi.” Bulut” umuz  ilk göz ağrımız.

Ailemize gelen en büyük yeni yıl ikramiyesi oldu.

Unutumayacağımız bir yıl oldu 2018 bizim ve ailemiz için.

Ailemiz dedim de; doğuma  sayılı günler varken zaman geçmek bilmiyordu. Biz de  eşimle yeni yılı yakınlarımızla (kardeşler) bir arada bizim evimizde karşılayıp heyecan ve mutluluğumuzu beraber yaşayalım diye düşündük. Düşündüğümüzü de gerçekleştirdik. Konuklarımız ayrı şehirlerden  gelip keyifle heyecanla hazırlıklarımızı yapmaya başladığımız anda doğum haberini aldık. Biz Balıkesir’de doğum İstanbul’da...

Sevinç çığlıkları.........

Orada olamamanın hüzünü..

Ağlamak, gülmek oynamak..

Her ne arasan var oldu bizde..

Misafirler evde biz yolda.

Balıkesir- İstanbul

2019 ilk günü, tan yeri ağarırken.....


Sabahaın ilk ışıklarıyla bu kapıdan içeri giriş heyacanımı hiç unutmayacağım.
Yaşama merhaba diyişinin ikinci günü yanında olup, nefesini yüreğimizde hissettiğimimiz bu güne şükürler olsun.

"Oğlumun" bebeklik maşallahı bir gün çocuğuna  takarım diye saklayıp,
40 yıl sonra sevinçle yatağına iliştirmenin zevk..........
Mutluluğun verdiği heyecanla kucaklama şeklimiz.................
Bu anı yaşadığıma binlerce şükür diyorum. 
Gerçekleşebilecek en güzel hayal. Canından canının en masum nefesini ensende hissetmek.
Hayata hazırım diyoooo :)
40 uçurma seromonisinin ardından........
Babanne/ Ananne
Büyüdüm bakışı........
Mutluluğun fotoğrafı.......

İlkbaharla sonbaharın yol arkadaşlığı.


Bana göre; kısa kısa :) mutluluğumu,  fotoğraf ve yüreğimden gelen cümlelerle siz dostlarla paylaşmak istedim.
Kucak dolusu selam ve sevgilerimle...

14 Aralık 2018 Cuma

Mühendislik Yüzüğü........

Dün Ankara’da geçen sene Çorlu’da yaşanan tren kazalarında hayatını kaybedenlere rahmet  acılı ailelerine sabır, yaralı  vatandaşlarımızada acil şifalar dliyorum. 

Bu hususta sözün bittiği yerdeyim :(

Bu yaşanan acıyı buraya taşımamın nedeni, kaza olduktan sonra yetkililerin çıkıp kazaya nelerin sebep olduğunu net açıklamıyor veya da açıklamak istemiyorlar diye düşünüyorum. 

Projelendirme hatası diye ara ara okuduğum yazılar ve açıklamalardan yola çıkarak Kanada’da bulunduğum sürede birçok insanların parmağında gördüğüm yüzük dikkatimi çok çekmişt. (Meraklı olmak böyle işte) Ben hep söz yüzüğü gibi düşünmüştüm. Birgün kalabalık bir genç grupla bir kafede denk gelip hepsinin serçe parmağında aynı yüzükleri görünce kızıma sordum bunların hepsi sözlümü :)

Kızımın onların söz yüzüğü değil hikayesi olan mühendis yüzükleri dedi.
Bugün o hikayeyi burada taşımamın nedeni Çorlu ve Ankarada olan elim tren kazaları.



İron ring (demir yüzük)



Kanada Üniversitelerinde mühendislik dalından mezun olan kişiler serçe parmaklarına paslanmaz çelikten bir yüzük takarlar. “İron ring” (demir yüzük). Bu yüzük Kanadalı mühendisler için mesleki  açıdan çok önem taşır. 
1907 yılında Kanada’daki Quebec Köprüsü yapımı aşamasında yıkılan köprü inşaatında çalışan 75 işçi yaşamını kaybetmiş. 


Hatalı projelendirme  yüzünden yıkıldığı düşünülen başarısız ve acı bir mühendislik öyküsünden yola çıkarak,  1922 yılında Kanada Mühendislik Enstitüsü’nün toplanarak  bir karar alılar. Yeni mezun olan genç mühendislere mesleki açıdan etik bir antlaşma gibi düşünülerek özel bir seremoni eşliğinde bu yüzükleri serçe parmaklarına takarlar. Takarlar ki, göreve başladıklarında yapacakları her projelendirmede imza atmaya hazırlanan elin serçe  parmağındaki demir yüzüğün kalemden önce masaya değip çıkardığı tınlama sesiyle mesuliyetlerini ve yükümlülüklerini bir kez daha düşünülsün.

Bugünlükte bu kadar. Böyle elim kazaların bir daha yaşanmaması dileğiyle hoşçakalın. 


7 Aralık 2018 Cuma

Bahçemde yaz ve sonbahardan kalma kareler........

Haziran ayından kasım ayı sonuna kadar bahçede yetişen çiçekler, sebzeler ve meyveler.....
Daha doğrusu sevgili blog dostlarım,  sizlerle asıl paylaşmak istediğim şey aşağıda görüldüğü üzere yaz sezonu başında aldığımız bu müjdeli haberdi. İnstagram hesabımdan paylaşmıştım. Düşündüm ki bu sayfada  siz blog dostlarımlada paylaşayım.

Evettt bu yazın en güzel müjdesi babaanne  adayı olmam. 













Bu bahçeden  ve kıpır kıpır olan yüreklerden kucak dolusu sevgiler olsun siz dostlara.

30 Eylül 2018 Pazar

Ani Harabeleri /Kars

Ani Harabeleri, Kars il merkezine 42 km. uzaklıkta bulunan bir ören yeridir.
Ermenistan sınırına yakın Arpaçay kenarında yer alan Ani Harabelerinde kiliselerin çok olmasından dolayı “1001 Kilise Şehri” olarak da anılıyor.

Ani Harabeleri, yüzyıllardır birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. İçerisinde İslamiyet’e, Hiristiyanlığa  ve diğer inançlara  ait kalıntılar bulunmaktadır. İpek  Yolunun önemli duraklarından olan Ani Harabeleri, 2016 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası olarak kabul edilmiştir. 

Ani Katedrali (Meryem Ana Kilisesi)

Katedralin içi
Aziz Prkich (Halaskar) Kilisesi
12 kenarlı şapeli ve kubbesi ile Aziz Gregor Kilisesi
Ani İç  kalesi ve Ebul Manucehr Camii
Arpaçay üzerine kururlu, eski ipek yolu  köprü kalıntıları

KARS gezisi hakkındaki son postum  Ani Harabeleri yazım ile sizlere veda ederken internetten aldığım bir yazıyı da sizlerle paylaşmak istedim.

Bir rivayete göre Ani;
Bir zamanlar bir ırmağın ayırdığı iki ülke varmış. Birinin tüccarları diğer ülkeye gelir giderlermiş. Hem ülkenin yöneticeleri hem de tüccarlar iyi ve dürüst insanlarmış. Kimse haksızlığa uğramazmış. Ancak bir gün hükümdar ölünce yönetim de değişmiş ve bu yeni yönetimde insanların hakları yenmeye, masum insanların malları gasp edilmeye başlanmış. Hak yendiği gibi adalet de yokmuş. Durum böyle olunca tüccarlar da çaresiz kalmış ve “taş kesilesiniz inşallah” diye beddua etmişler. Ve aniden koca şehir taş kesilivermiş. Işte o günden sonra burası ANİ olarak anılmaya başlanmış.(int.alıtı)

14 Eylül 2018 Cuma

Kanlı Tabya Harp Tarih Müzesi KARS..



Doğu sınırlarının korunması için Kars’ta yapılan 1828 - 1829 Osmanlı Rus Savaşında şehit edilen  bir tabur askerlerden dolayı tarihe “Kanlı Tabya” olarak geçen Tabya şimdilerde ise “Kafkas Cephesi Tarihi Müze” si olarak hizmet veriyor. 

Müzede, askerlerin revirde yatarken, ameliyat olurken,mutfakta yemek yaparken, olan durumları balmumu heykelleriyle canlandırılmış. O kadar düzgün yapılmış ki sanki çektikleri her acıyıyı ve hüzünü yüzlerinde hissediyorsun gezerken. :))

600
Şehit askerlerin sonsuzluğunu ifade eden ışıklı yol. Sarıkamış’ta eksi 40 derece soğukta donarak hayatını kaybeden  askerlerin giydikleri  çarıklar ve mum alevini yansıtan ışıkların  aynalara yansımasıyla sonsuzluk ifade edilmiş.
Duvarlarda ise rüzgar uğultuları ve zorlu geçen kış şartları altında “Kahraman Askerlerin” yürüyüşleri seslendirilmiş görsellerle beraber.
600



Mektuplar............:((((
Müze bahçesinde segilenen Beyaz Vagon, 1921 tarihinde Kars Antlaşması’nı imzalamak üzere Kars’a gelen Rus heyeti tarafından 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya hediye edilen vagon. 



 Duygu yoğunluğunun hat safhada olduğu bir müze gezisi görselleriyle veda edip. Bir soraki postta görüşmek ümidiyle..........