15 Ocak 2018 Pazartesi

Mermer tezgah üzerindeki lekeler.............

Mermer dayanıklığı ve kullanım rahatlığı açısından mutfak ve balkon küpeştelerinde çok kullanılan bir üründür. Gerçi son senelerde mutfak tezgahlarında çok tercih edilmese de ben çok severek kullananlardanım. Hal böyle olunca mermerdeki oluşan lekeleri gidermek için deneme yanılma yoluyla bayağı bi yol kat ettim :)

Isterseniz mermer lekelerine nasıl çözüm bulduğumu resimler eşliğinde anlatayım.


Çok dikkat etmeme rağmen, nasıl becerdim bilemiyorum. Bir sabah kalktığımda, mutfak tezgahında pekte küçük sayılmayacak beyaz bir kireç lekesi gördüm.

Limon asidinin bıraktığı leke olduğunu anladım ama o an yapacak bir şey yoktu. Bu lekeyi sizin için hazırladım. Akşamdan  tezgaha boca ettim limon suyunu, sabahta temizle dur: ) 

O gün çıkarmak için çok uğraştım ama olmadı. Akşam yemeği için hazırlık yaparken elimdeki zeytinyağı  şişesini aynı yere devirdim.. sakarlık bu ya. Onu temizlemeye uğraşırken diğer lekenin de yok olduğunu fark ettim. Kısacası kendi yaptığım hatayı başka bir hatayla yok ettim.


Sonuç :)

Arada tüm tezgahı zeyinyağı damlatılmış bir pamuklu bezle silip biraz beklettikten sonra, sıcak deterjanlı suyla silip kuruluyorum. Mermere parlaklık veriyor. Aklınızda olsun belki işinize yarar.
Balkon küpeştelerinin üzerindeki badana boya lekeleri geçen yıldan kalma. Biz yurt dışındayken apartman yönetimi karar alıp binayı boyatmış. Sözde  usta boyacılar tahminimce evde olan ev hanımlarına kızıp hıncını benim balkonlarda çıkarmışlar. Nasıl olsa evde kimseler yok diye oldukça hoyrat davranmışlar. Şimdi sakin sakin yazdığıma bakmayın, ilk gördüğümde sinirden ağladım. Biraz sakinleştikten sonra yazlıktan kurup getirdiğim turşu kavanozlarını balkona koymam gerektiği için hemen balkonu yıkamaya başladım. Biraz boyalarla uğraştım mümkün değil çıkaramadım. Tek çözüm mermer temizleme makinası kullanıcılarıyla görüşmekti diye düşündük. Ertesi gün balkonuda bulunan önceki yıllarda kalan bir kaç mermer parçasını (rüzgarda sebze kutuları uçuşmasını engellemek için tutuyorum) kenara alayım diye çıktım. Elimde olan ıslak bezle tozlarını alayım derken mermer parçasını sert bi şekilde çekince boyanın cıktığını gördüm. Biraz daha  ıslatıp, dahada sert sürtünce boya artıklarının çıktığını gördüm:)))))


Sonuç :))

Sevgili arkadaşlar umarım deneme hikayeleriyle  sizleri sıkmamışımdır. Belki birgün bu paylaşım işinize yarar.

Sevgiyle kalın.





27 Aralık 2017 Çarşamba

Yeni Yıla Birkaç Eski Adet.........


Geçen gün daha önceki yıllarda kesip sakladığım gazete küpürlerini karıştırırken, "yeni yıla eski adetler" diye bir yazıya denk geldim. Tam da zamanı  deyip paylaşmak istedim:)
Yeni yıla nasıl girersen, bütün bir yıl öyle geçermiş. Olur mu, olur..... 

Kırmızı iç çamaşır
Bu gelenek, yeni birşey giydiğinizde hep yeni şeylere kavuşacağınız inancından ortaya çıkmış....Giymesek bile kırmızı iç çamaşır hediye etmek ülkemizde de yeni yıl alışkanlığı oldu. Ne de olsa kırmızı, şansın ve tutkunun rengi. Denemekte fayda var.



Nar kırmak
Yunan mitolojisinde yer alan nar kırma geleneği, bugün hala devam ediyor. Nar, birçok medeniyette doğurganlık, sağlık, bereket ve zenginliğin sembolü olarak kabul ediliyor. Böyle olunca da kapı önünde kırılan ve bir yıl saklanan narın bereket getireceğine inanılıyor. Narı ev ya da iş yerinizin kapısında  da kırabilirsiniz. 

İlk kim geldi?
Saatler 24.00'ü gösterirdikten sonra evinize ilk gelen kişinin, önünüzdeki bir yılı iyi ya da kötü geçireceğinizin işareti olduğunu biliyor muydunuz? İskoçların inancına göre yeni yıla girdikten sonra eve gelen ilk kişi size uğur veya uğursuzluk getiriyor.

Kurşun dökme
Anadolu'da çok yaygın olan bu uygulama, nazara karşı uygulansa da Almanya'da yılbaşlarında uygulanan bir gelenek. İnsanlar eritilmiş kurşunu soğuk suya atarak ortaya çıkan şekillerden geleceği tahmin etmeye çalışıyor.

108 kez zil çalmak
Yeni yıla hoş geldin, demek yerine eski yıla güle güle diyen Japonlar, 31 Aralık gecesi 108 kez zil çalarak, 108 çeşit dert ve tasayı kovduklarına inanıyorlar. Ayrıca çanlar da insanları 108 günahtan arındırmak için çalıyor. Bunun ardından da kötü ruhlardan arınmak için kahkahalar atıyorlar. ( Kahkaha işi hoşuma gitti :)

Tabak kırmak
Danimarkalılar eski kırık tabakları yeni yıl gecesi için biriktiriyorlar. Ve geceyarısında sevdikleri arkadaşlarının evlerinin önünde o tabakları kırıyor, bunun da şans getirdiğine inanıyorlar. 

İp as kötü ruh gitsin
Japonlara has olan bir başka gelenek de yeni yılı karşılarkenhem kötü ruhları kovması hem de mutluluk ve iyi şans getirmesi için, kapılarının önüne ip asmaları. Ayrıca bu iplere astıkları sembollere de o yıldan neler beklediklerini yazıyorlar.

Ve diğerleri......

Bengal'de kadınlar yatarken yataklarının yanlarına ufak çiçeklerle süslü tapınaklar yapıyormuş. Böylece uyandıklarında ilk gördükleri şey, güzelliklerle dolu bir köşe oluyormuş. (Çiçek olan yer güzel olmaz mı hiç)

Ermenistan'da kadınlar, yeni yılı ekmek pişirerek kutluyorlarmış. Hazırladıkları ekmek hamuruna tüm iyi dileklerini katarak.

Kuzey portekiz'de çocuklar evden eve dolaşarak hem şarkı söylüyor hem de ziyaret ettikleri evlerden hediye topluyorlarmış.


"DENEMEKTEN  ZARAR GELMEZ;  YA TUTARSA?"  diye yazılmış aynen aktardım. "Ya tutarsa?" 

Sevgili arkadaşlarım, zaman hızlı akıp giderken yeni bir yılı karşılamaya sayılı günler kala "2018" yılı dünyaya barış getirmesini diler, hepimizin yeni yılını kutlarım.



28 Kasım 2017 Salı

Bu mevsimde bahçede neler mi oluyor?



Bu mevsimde,  kışlık meyve ve sebzelerin görsel şöleni yaşanıyor bahçelerde.

Görsel şölen dedik ya fazla söze boğmadan şöyle bir dolaşalım derim.

Buyurun şuradan alayım sizleri:)





Ispanak, ısırgan ve ebegümeci üçlüsü aynı tencerede kaynayıp akşam yemeği olacak:)
Eylül ayında ektiğimiz fasüye. Yazın bu kadar verimli ve güzel olmuyor. Nedeni de tahminimce çok sıcak olması verimi etkiliyor.


Bahçede hasat başladı.
Kivinin bu yıl bereketli yılıydı.
Bunlar kivi ağacımızın şirineleri. Kaş göz benden yürekten sevgi ondan.



Limonu çok olunca uzun süre dayansın diye saman arasında saklıyorum. Önceden fotosunu çekmeyi unuttum:)

Bunlardan limon ağacının şirineleri. Bakınca sanki yavrularını korumaya almış bir ana gibi geliyor bana.
Sizde bakınca ne hissediyorsunuz yazarsanız sevinirim.


Ev bahçenizde de gönül bahçenizde de huzur ve bereket eksik olmasın sevgili dostlar.
Sevgilerimle.









10 Kasım 2017 Cuma

Trabzon Hurması............

Trabzon hurması,  gerek rengiyle gerekse tadıyla sonbaharın muhteşem bir meyvesidir.

Halk arasında Trabzon hurması, Cennet meyvesi, Cennet hurması diye adlandırılan bu meyvenin faydaları saymakla bitmez. En önemlisi  bağışıklık sistemini kuvvetlendirip, sindirim sistemi hastalıklarına çok iyi geldiği bilinmektedir.

Trabzon hurması, tam  olgunlaşmaya başlanmadan yenmesi ağızda çok hoş olmayan buruk bir tat bırakır. Olgunlaşınca da çok tatlı olduğundan fazla tüketilemeden çabuk yumuşayıp bozulan bir meyve.

Bugüne kadar bir çok meyve kuruttum fakat, hurma kurutmak hiç aklıma gelmemişti. Bir sohbet sırasında Trabzon hurmasının kurutulduğunu öğreninceye kadar.

Neyse lafı fazla uzatmadan kurutma yaparken nelere dikkat etmek gerekir ve kurtmaya hazırlama aşamasını anlatayım.

Trabzon hurmasının tam olmamışını yani sert olanını almalı. Sap kısmı olanı tercih edin. O saplara ip bağlanıp asılacak. Asılacak yer mutlaka ıslanmıyacak, rüzgar alan havadar bir yer olması iyi kuruması açısından çok önem arz eder.

Hazırlama aşaması ise,  istediğiniz kadar hurmaların kabuklarını ince bir şekilde soyun. Bakteri ve sinek yapmaması için kaynamakta olan suyun içine daldırın. Bir iki saniye tutup çıkardıktan sonra  çok bekletmeden saplarından iplere bağlayıp asın. 

Kuruması yerine göre biraz uzun sürebilir. Kuru hurmalar uzun süre beklediğinde dış kısmında beyazlamalar olacaktır. Bu beyazlıklar küf değil, şekerinin dışa çıkması sonucu olan bir durumdur.

Yapmak isteyenlere kolaylıklar diliyorum.



Komşu bahçesinden geldi. Olmuşunu ayırıp diğerlerini kuruttum.



Çok olmuşunun kabuklarını soyup üstüne ceviz ve tarçın ilave edip süper bir tatlı yapıyorsunuz:))
Denemenizi tavsiye ederim süper güzel oluyor.

21 Ekim 2017 Cumartesi

Kırılan Şemsiyeler...........


Geri dönüşümü çok önemserim. Zaman zaman da yaptığım şeyleri paylaşırım belki birinin işine yarar diye. Atıl durumda olan bir şeyi atmadan önce düşünür kafa yorarım başka ne şekide nasıl değerlendirebilirim diye.  Bu kırılan  şemsiyelerde olduğu gibi:) 

Uzun zamandan beri yayınlamak  isteyip de yayınlıyamadığım bu postu tam mevsimi sonbaharda görücüye çıkardım.

Yağmurlu ve rüzgarlı havaların etkisiyle çok çabuk parçalanan şemsiyelerin sağlam kalan kısımları genelde kumaşları oluyor. Bu kumaşlar da su geçirmediği için pek çok amaçlı kullanılabilirim diye saklamıştım.

Ben aşağıdaki şekilde değerlendirmeyi düşündüm. Belki sizler bu konuda daha değişik fikirler sunabilirsiniz.Yorumlarınızla beni de bilgilendirseniz çok sevinirim.

Yapmak isteyenlere kolaylıklar diliyorum.



Önce tel aksamlarından yıtmadan ayırmaya çalıştım.
Yarım daire şeklinde yapmak daha kolayıma geldi.:)

Tam daire yapıp altına polar geçirmekte çok güzel olur en azından terletmez. Aynı zamanda kuyruklu dostlar için de çok kullanışlı olur evin içinde veya dışında.

Bu şemsiye sapınında kumaşı yırtılmıştı. Gece sokakta yürüyüşte çok işime yarıyor diyebilirim.