5 Aralık 2016 Pazartesi

Kırağı....

Kış başlangıcından oluşan inanılmaz güzellik sergileyen bir doğa olayıdır kırağı.

Genelde toprağın yüzü ağaçların dalları,çimen, ot ve bitki yapraklarına kırağı düştüğüne hep görmüşümdür, İlk  defa örümcek ağlarının kırağı tuttuğuna şahit oldum.

Bir sabah yatak odasının camından baktığımda şok oldum. Camın önündeki kocaman çam ağacına ipler dolanmış diye düşündüm ama kim Nasıl yapar anlam veremedim kızıma sordum bu ipler neyin nesi o da ilk defa görüyorum büyük ihtimal sincap getirip dolamıştır ( buralarda sincaplar bahçelerin sevimli konukları) dedi.

Hiç ihtimal vermedim ama bu kadar ustaca oya işler gibi ağaca dolamayı kim yapabilirdi ki?Birkaç saat sonra baktığımda iplerin  yok olduğunu görüp gidip ağacın alt dallarına yakından baktığımda örümcek ağlarıyla karşılaştım:)

Evet işi çözmüştüm. Doğa yine güzelliğini sergilemiş Oya işler gibi ayrım yapmadan örümcek ağlarında kırağısını bırakmış.

Şimdi sıra bu güzel doğa olayını tekrar yakalayıp, fotoğraf karelerine aktarıp paylaşmaktı benim işim.

Doğaya olan sevgi ve saygım bu güzellikler karşısında kat be kat artı, kendimi doğaya karşı daha sorumlu ve bilinçli olmak zorunda olduğumu hissettirdi.














28 Kasım 2016 Pazartesi

Hediye Bir Kitapsa.......


 Bu kitap sevgiyle takip ettiğim "BİR" blogunun zarif sahibi Sevgili Handan'dan geliyor .

13 Ağustos2016 tarihinde yayınladığı mimde sorduğu soruya verdiğim cevaptan dolayı hediye edeceğini söylediği  kitaptı:)

Sevgili Handan kitabı postaya verdiği günün ikinci günü ben Kanada'ya uçtum dolayısıyla kitap bana anca şimdi ulaştı bana yol arkadaşı olur demiştim ama eşime yol arkadaşlığı yaptı yol boyu okumuş çok beğenmiş teşekkür ettiğini söylememi istedi.(elçiye zeval olmazmış)

 Kitabın da  canı gezmek istedi İstanbul-Balıkesir/ Balıkesir-İstanbul ve Okyanus ötesi Kanada. (Sevgili Handan ne demek istedim acaba?) :)


Bu güzel hediye için çok teşekkür ediyorum  yüreği güzel blog arkadaşıma.

Kucak dolusu sevgi ve selamlar.

20 Kasım 2016 Pazar

İki güzel şey.....

Ailece ekmek yemeyi çok severiz..

Şimdilerde bazı sağlık nedeniyle sınırlama koydum ama yine de evde olmazsa olmazlarımın başında ekmek gelir.

Kızımla alışverişe çıktığımızda, markette ben hemen ekmek reyonuna gider ekmeklerimi alırım. Kızım bana "anne kamerayla bura izleniyorsa sana gülerler bu kadar ekmek alıyorsun diye" der. Ee haksız da sayılmaz.

Buralarda alışveriş yerleri yürüme mesafesinde değil onun için fazlaca alıp dondurucuya koyuyorum, benim için çok rahat oluyor.

Geçen gün alışverişe gittiğimizde ekmek reyonunda benim alacağım ekmeğin kalmadığını gördüm tabii suratım hemen düştü kızım da anne biraz ileride yeni bir ekmek fırını açıldı bir de oraya bakalım belki istediğin ekmeği bulabiliriz dedi.
Biraz geç kalmışız ama yinede bayağı çeşit vardı.

 Çok temiz, düzgün çalışanlarıyla hizmet veren bir fırın.

 Kızım görevliye durumu anlatıp "annem hangi ekmeğin içinde ne var öğrenip ona göre almak istiyor "dedi.

Hemen görevli içeriden bir listeyle dönüp buradan inceleyip rahatlıkla seçebilirsiniz dedi. Aldığın ekmeğin içinde neler olduğunu bilmek ne güzel şey değilmi?

 İkinci güzel olan şey;

 Buradaki alışveriş merkezlerinde her türlü dergiler bizdeki gibi kapalı "poşet içinde "değil, açık şekilde bulunuyor. İstediğin dergi alıp inceleyip ona göre alıp almayacağına karar veriyorsun.
Sadece alış verilş yerlerinde değil kitap ve dergi satan dükkanlarda da durum aynı. Hatta orada oturacak koltuklar masalar var, daha rahat bakıp inceleyebiliyorsun istersen kahveni de alabiliyorsun içeride küçük sevimli bir kahve dükkanı da var.
Tam benlik bir yer, içeri girince çıkmak gelmiyor içimden.
Daha önce Toronto'da görmüştüm böyle bir yer ama orası çok büyüktü insanlar yerlere oturmuş herkes bir şeyler karıştırıp duruyordu bazıları sayfanın fotoğrafını çekiyor bazıları not alıyor şaşırmıştım! Nasıl müsade ediyorlar diye oradan birilerine sorduğumuzda şöyle demişti "ihtiyacı olup da alamayanlar buradan faydalansın diye böyle bir şeye izin veriyorlar"

10 Kasım 2016 Perşembe

10 KASIM...



ATAM: Küba'nın başkenti Havana Linnea Caddesi parkında bulunan tek yabancı devlet büyüğü olarak büstünü görünce gurur duymuştuk.

Her zaman olduğu gibi bugün de gurur, sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz

1 Kasım 2016 Salı

Halloween (Cadılar Bayramı)

Çoğu ülkelerde geleneksel olarak her yıl 31 Ekim gecesi kutlanan oldukça renkli bir bayramdır Cadılar Bayramı.

Eski bir inanışa göre cadıların, hortlakların ve hayaletlerin ortalığa çıktığı bu gece, insanların evlerinin önüne koydukları korkutucu objelerle kötü ruhları uzak tutacaklarına inanırlar.

Günler öncesinden evler, kuruluşlar ve alışveriş yerlerinde bu bayramı yaşatacak ürünlerle donatılıyor.

Evlerinin dışına astıkları korkutucu figürlerin, kapı önlerine koydukları içleri boşaltılıp çeşitli şekiller de oyulup ışıklandırılmış bal kapakları bu bayramın öne çıkan hazırlıkları diyebilirim.

Aileler o gece için evlerinde en lezzetli kurabiye ve şekerleri ( özellikle elma şekeri) hazırlayarak heyecanla kapı zillerinin çocuklar tarafından çalınmasını beklerler.

Akşam olduğunda çocuklar, korkutucu kıyafetler giyip maskeler takarak kapı kapı dolaşırlar. Kapıların zillerine basıp kapıyı açan kişilere şaka mı ? Şeker mi? ( trick or treat) Diye sorarlar şaka derse çeşitli muziplikleri yaparlar, büyükler de çocuklara şeker ve harçlık vererek onları sevindirirler.

Komşuların Bayramına ortak olmak gerekir dedik..........