12 Mayıs 2016 Perşembe

Bahçeyi yaza hazırlamak......

Altınoluk' tan Merhabalar.....

Ekim ayında bahçeye ıspanak, pazı, marul, soğan, ekip Balıkesir'e dönmüştük onlarda çoştukca çoştular. Bir kış mutfağımızı şenlendirdiler dolayısıyla midemizide:) şimdi son mahsulü toplayıp yerlerine evde kendi yetiştirdiğimiz yazlık sebze fidelerin dikimini yapıyoruz.

Evde fide yetiştirmek aslında kolay önemli olan tohumun iyi olması hazır tohum yerine kendi sakladığım tohum ve birde güvendiğim kişilerden aldığım tohumları fideledim, sonucu bekleyip göreceğiz.

Geçen kış don olayı olunca bu kış çiçekleri korunaklı yerlere kaldırıp, küçük ağaçlarında köklerini korumaya almıştık çok yararını gördük yani zararsız atlattık diyebilirim.

Bahçe objeleri kaldırıldıkları yerlerden çıkarılıp köşelerine yerleştirildi. Şimdilik bahçe işi bitti sıra evin içine geldi:)

Sezonun ilk misafirleri bu hafta sonu Zonguldak'tan (kardeşlerim) geliyor.:)












6 Mayıs 2016 Cuma

Anma... Cihan'ın Bahçesi....


Sevgili CİHAN'ın (Cihan'ın Bahçesi) yüreği sevgi dolu güzel insanın, hayata veda edişinin 1. Yılında rahmetle anıyorum.

Aramızdan ayrılmasını ilk birkaç ay kabullenemedim sanki biri çıkıpta bir yanlışlık oldu veya çok düşük ihtimal şaka şaka diyecek diye bekledim. Biliyorum ölümle şaka olmaz, ben biraz kendimi öyle avuttum.

Bir yorumunda demişti ki gönlüm Ege'de kaldı oraları çok severdim o yazışmalarımızı dönüp dönüp okurum o zaman onun burnunun direği sızlamıştı şimdi de benim burnumun direği sızlıyor.

Sevgili CİHAN'ı Ege yöresinde bulunan çiçekle, böcekle, daha da önemlisi sabah sabah ötüşen kuşlara Cihan'ı fısıldadım......

Yazılacak anlatılacak o kadar çok şey varki............1 yıl gibi kısa zamanda tanıyıp kaybettiğim bu güzel insan hakkında. Keşke daha çok önce yollarımız kesişseymiş daha uzun süre arkadaşlık yapsaymışım...

Işıklar içinde yatsın onu hiç unutmuyacagım.



29 Nisan 2016 Cuma

Yeşil Erik Turşusu...........

Yazın habercisi meyvelerden biri olan yeşil erik tezgahlardaki yerini aldı. Lezzetinin yanısıra içerdiği vitaminler açısından da insan sağlığına oldukça yararlı diye düşünüyorum.

Lezzeti sayesinde birçok insanın severek tükkettiği yeşil erik, can eriği, papaz eriği diye değişik isimlerde satılsa da ekşiliği dışında tadı değişmeyen bir bahar meyvesidir.

Kış aylarında soframızda olsun diyorsanız erik turşusu yapmanın tam zamanıdır derim.

Bir kavanoza, saplarını ayıklayıp da yıkadığınız erikleri koyun. Diğer tarafta 1 litre içme suyunu kaynatıp ılınınca içine 2 çorba kaşığı kaya tozu koyup erimesini sağlayın. Kavanozdaki eriklerin aralarına limon dilimleri ve bir kaç sap nane yaprağı yerleştirip üzerine soğumuş tuzlu suyu koyup ağzınızını sıkıca kapatın.

Kavanozu serin bir yerde saklayın rengi dönünce buz dolabına kaldırın.

Yapmak istiyenlere kolay gelsin.

 
 

 

 

18 Nisan 2016 Pazartesi

Ufak bir kaçamak........

Haftasonu Altınoluk'daydım. El bileğimde fizik tedavi görüyorum, hafta sonları tedavi olmadığı için kısa bir kaçamak yapıp yazlık eve gittim. Eşim önceden gidip biraz bahçe bakımı yapıp yazlık sebze ekim yerleri hazırlamakla uğraşırken bende ağaçları çiçekleri, böcekleri hem sevdim hemde fotoğraflamaya çalıştım.

Bu aylarda meyve ağaçlarının kokusuyla arıların sesleri muhteşem olur. Dakikalarca onların izledim sanki çalışırken şarkı söylüyorlar gibi gelir bana sesleri:) Çıldırmış gibi o çiçekten diğer çiçeğe konup dururlar.

Ee.. biraz deniz kenarı, biraz doğa ziyareti derken iki gün bitti.

Güzel bir hafta dileğiyle............

Mandalina çiçeği arılar harıl harıl çalışmaya başlamışlar.

Mandalina kıştan beri ağaçta durdu yağmura fıtınaya rağmen...

Bakalım ne kadar daha duracak çiçeğini gördü beraber büyüyorlar:)

Limon ağacı çiçeğinin kokusu bir başka güzel.

 

 

 

Itır bitkisinin çiçeğine ilk defa denk geldim.

Zeytin ağacı, bu sene bereketli verim olacak galiba.

Halı gibi kaplamış etrafı.
otlarla karışık çıkan kır çiçekleri hastasıyım diyebilirim.

 

Deniz çok sakin ve pırı pırıldı...

Hem kafayı hem ayakları dinlendirdik....

Kumsalda beş taş oynadım sol elle ne kadar becerebildimse:)

Oltaya takılan balık...... Nasıl geldim bu oyuna der gibi bakıyor:)

Denize yakın bir bahçe duvarındaki salyangozlar aile boyu

güneşleniyorlar:)

 

 

8 Nisan 2016 Cuma

Gezgin Kova 2 Yaşında!

Bir yaş derken iki olmuşum :)
Siz blog arkadaşlarım, güzel yürekli insanlar bu yıl da sizlerle beraber olup bir yaş daha büyümenin sevincini sizlerle paylaşmak istedim.
Bloguma uğrayıp nezih yorumlarınızla beni yüreklendirdiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim.
İyi ki varsınız hep var olun.
Aranızda olmaktan çok mutluyum:)
Sevgilerimle.

29 Mart 2016 Salı

Erik Ağacı.........

Sevgili erik ağacı seni tanımam, pardon seni görmem kuşlar sayesinde oldu. Aslında sen hep oradaydın ama ben sana " görmek için değil bakmak için" bakmışım. Soğuk bir kış günü kuşların sesiyle uyanıp odamın camını açtığımda seni "gördüm". Hani yenilerde çok kullanılan bir söz var " senden elektirik aldım" ha işte! Ben de öyle oldum. Her sabah camı açtığımda seninle bazen birbirimize gülümsedik bazen da hüzünle bakıştık. Sesli konuşamadık ama vücut dilimizle ne demek istediğimizi birbirimize çok iyi anlatabildik değilmi?

 

Gün geldi dalların yağan karın ağırlığını taşıyamaz hale geldin........

Gün geldi gelin olmuş gibi çiçeklerle bezendin......

 

Gün geldi yeşil elbiseni giydin etrafına huzur verdin..........

Gün geldi yapraklarının arasında küçük meyvelerinle yaşama merhaba dedin....

İşte o gün!

Kuşlarların cığlıkları ile çocuk seslerinin birbirine karıştığı o gün:

Çocuklar okul dönüşü çantalarını yere bırakmış, daha tam olmamış meyvelerini yere düşürmek için dallarına taş atıyorlardı, sende meyvelerini korumak için dallarını bir sağa bir sola kaçırıp duruyordun.

Kuşlar da tependen çığlık atıp yapmayın çocuklar der gibi kanat çırpıyorlardı.

Hemen çocuklara kızıp onları oradan uzaklaştırdım,

Ama sen; Onlara kızmama mı onların daha çocuk olduğunu, kızacaksan siz büyükler önce kendinize kızın dedin......

Siz büyükler. Yeni filiz vermiş olduğum çiçekli dallarımı hunharca kırıp, olmamış meyveleri toplayıp yemeden yerlere atıyorsunuz. E... çocuk bu, büyükler yapıyorsa doğrudur sanıp................

Çok haklıydı ne diyebilirdim ki ? Sadece çok üzülüp utandım........

 

Sevgi ve empatinin yoğun olduğu huzur dolu bir hafta dileğiyle.........

 

Not: Sevgili dostum Erik Ağacı, telaşeden unuttum söylemeyi oğlum dörtgün önce ablasını ziyaret etmek için

Kanada'ya gitti. :))) Ablanın heycan ve sevincinide seninle paylaşmak ıstedim işte...........

 

13 Mart 2016 Pazar

Piknik mi ? Piknik.............

Geçen hafta güneş bi gülümsüyor bi bulutların arkasına saklanıyor, her an yağmur inecek gibi duruyor.

Benim de içimden güneşi görünce şöyle bir su kenarına gidip yerlere serilesim geliyor ama havaya güvenemiyorum derken ani bir kararla termosa sıcak su doldurup sepete lazım olan kahve, çay bardaklar, yanında o an evde orada yiyebileceğimiz bi şeyler koyup gazete, kitap alıp yola çıktık.

Yola çıktık derken gideceğimiz yer 10 km. Uzaklıkta bir piknik alanı "Değirmen Boğazı " adı gibi doğası da güzel.

Eskiden buraya hemen hemen her hafta sonu gelirdik. Çocuklarımın, yaşlılarımızın çok hoşuna giderdi dere, ağaçlar, oyun yerleri, en güzeli rahat nefes alacağın hava, ayaklarını yere basacağın doğal bozulmamış bir yerdi.

Emekli olduktan sonra yılın yarıdan çoğunu yazlık evde geçirmeye başlayınca buralara uğruyamaz olduk.

Hava nedeniyle gidip gitmemekte boşuna teredüt etmişiz. Sanki Balıkesir'in yarısı oraya taşınmış tabi tam donanımlı piknik yapılıyor ee uzun ve soğuk kış günlerden sonra......

İyikide gelmişiz diyip attık kendimizi yerlere gerçi temiz hava yerine biraz mangal havası çektik çiğerlerimize ama biraz yürüyüp yükseklere çıkınca temizledik çiğerleri diyelim.

Fotoğraflar benden yorumlar sizden olsun:))

Güzel bir hafta olsun.

İki kırlentle kilim arabanın bağajında hep hazırda durur:)

O
 

 

Karınlar doymuş, çay keyfine hazırlık yapılıyor. Ee nediyelim?

Keyfiniz bol olsun, biz de termos çayına devam.......:)

 

Hanımlar yukarılara çıkıp kuzu kulağı, kaz ayağı otlarını toplayıp

ayıklamaya başlamışlar bile.

 

Geriye kalanlar :(

Miniklerden.......

 

 

6 Mart 2016 Pazar

Keçiboynuzu..........


Yenmesi biraz zahmetli olsa da tüketmenin değişik yollarını bulup tüketmek gerekir diye düşünenlerdenim.

Keçiboynuzu bana çocukluğumu, mahallemi, mahalleye eşek sırtında keçiboynuzu, kırık leblebi ve iğde getirip satan tonton amcayı bekleyişimizi, alınanların kardeşlerim ve arkadaşlarımın arasında paylaşılıp nasıl bir iştahla yediğimiz O güzel günleri anımsatır.

Neyse ben çocukluk yıllarımın özlemini bir kenera bırakayım asıl anlatmak istediğim şu: Her meyve ve sebzede olduğu gibi bununda bedenimize çok faydaları var hiç olmazsa senede birkaç kez tüketmek gerekir.

Yalnız keçiboynuzu alırken dikkat etneniz gereken en önemli şey, renginin açık kahverengi değil de koyu kahverengi ve parlak olmasıdır. Bu arada keçiboynuzu ağacını ilk defa Datça'da görüp dalından yiyince tazesiyle bayatının farkını daha iyi anlıyorsunuz.

Eczane ve marketlerde reçelinden tozuna kadar değişik şekilde satılıyor.

Faydaları saymakla bitmiyor......... Kışın rahatsız olupta boğazındaki balgamı çıkaramayanlar denesin derim.

Keçiboynuzunu doğal olarak tükketmekten yanayım ama artık eskisi gibi yemek zor. Dişler yapay olunca dikkat istiyor.

Daha kolay tüketmek için karışık kompostu yaparken içine bir kaç tanede keçiboynuzu koyup kaynatınca yemesi daha kolay oluyor (hem etinden hem sütünden misali) tabi çekirdeklerine dikkat etmek gerekiyor.

Çekirdek demişken bir yerde okumuştum; keçiboynuzu çekirdeğinin doğada ağırlığı değişmeyen tek tohum olduğundan, Araplar, Selçuklular ve Osmanlı döneminde ağırlık ölçüsü olarak kullanılırmış.
Sunması benden, yemek veya içmek tercihi sizden olsun.

Güzel bir hafta olsun.........

2 Mart 2016 Çarşamba

Canım Oğlum.........

 

Bugün senin doğum günün! Yeni aldığın yaş sana, yuvana, sağlık huzur ve mutlulukla gelsin......
Oğul! Doğum günün kutlu olsun.......
Sen huzursun........
Sen sevgisin..........
Sen yaşamsın........
Sen baharsın..........

 

 

14 Şubat 2016 Pazar

Teneke Kutular......

Küçük teneke kutuları mutfakta hem dekoratif olarak hem de çok amaçlı kullanıyorum.
Yazın kurtmuş olduğum çeşitli meyveleri, otları ve sebzeleri ( sebzeleri asmayıda çok seviyorum) kutulara koyup mutfakta kalorifer üzerinde tutuyorum.

Kalorifer üzerinde teneke kutuda olan meyve, sebze kuruları ve otlar nemden uzak çıtır çıtır uzun süre kalıyor.

Naneyi, fesleğeni, ve kekiği kutulara aromalarını kaybetmemesi için ufalamadan koyup, kullanmam gerektiği zaman elimde ovarak kullanıyorum.

Ay! Bu postu hazırlarken oğlum İstanbul'dan ziyaretimize geldi çok sevindik çooooook.

Huzur dolu bir hafta olsun, sevgiyle kalın.





Mutfak balkonumda olan saksı bostanımı görmezden gelemezdim:)

Sepette filiz çıkaran soğanlar saksılara dikiliyor bakmayın az olduğuna,
acil durumlarda çok işe yarıyor.