13 Mart 2016 Pazar

Piknik mi ? Piknik.............

Geçen hafta güneş bi gülümsüyor bi bulutların arkasına saklanıyor, her an yağmur inecek gibi duruyor.

Benim de içimden güneşi görünce şöyle bir su kenarına gidip yerlere serilesim geliyor ama havaya güvenemiyorum derken ani bir kararla termosa sıcak su doldurup sepete lazım olan kahve, çay bardaklar, yanında o an evde orada yiyebileceğimiz bi şeyler koyup gazete, kitap alıp yola çıktık.

Yola çıktık derken gideceğimiz yer 10 km. Uzaklıkta bir piknik alanı "Değirmen Boğazı " adı gibi doğası da güzel.

Eskiden buraya hemen hemen her hafta sonu gelirdik. Çocuklarımın, yaşlılarımızın çok hoşuna giderdi dere, ağaçlar, oyun yerleri, en güzeli rahat nefes alacağın hava, ayaklarını yere basacağın doğal bozulmamış bir yerdi.

Emekli olduktan sonra yılın yarıdan çoğunu yazlık evde geçirmeye başlayınca buralara uğruyamaz olduk.

Hava nedeniyle gidip gitmemekte boşuna teredüt etmişiz. Sanki Balıkesir'in yarısı oraya taşınmış tabi tam donanımlı piknik yapılıyor ee uzun ve soğuk kış günlerden sonra......

İyikide gelmişiz diyip attık kendimizi yerlere gerçi temiz hava yerine biraz mangal havası çektik çiğerlerimize ama biraz yürüyüp yükseklere çıkınca temizledik çiğerleri diyelim.

Fotoğraflar benden yorumlar sizden olsun:))

Güzel bir hafta olsun.

İki kırlentle kilim arabanın bağajında hep hazırda durur:)

O
 

 

Karınlar doymuş, çay keyfine hazırlık yapılıyor. Ee nediyelim?

Keyfiniz bol olsun, biz de termos çayına devam.......:)

 

Hanımlar yukarılara çıkıp kuzu kulağı, kaz ayağı otlarını toplayıp

ayıklamaya başlamışlar bile.

 

Geriye kalanlar :(

Miniklerden.......

 

 

6 Mart 2016 Pazar

Keçiboynuzu..........


Yenmesi biraz zahmetli olsa da tüketmenin değişik yollarını bulup tüketmek gerekir diye düşünenlerdenim.

Keçiboynuzu bana çocukluğumu, mahallemi, mahalleye eşek sırtında keçiboynuzu, kırık leblebi ve iğde getirip satan tonton amcayı bekleyişimizi, alınanların kardeşlerim ve arkadaşlarımın arasında paylaşılıp nasıl bir iştahla yediğimiz O güzel günleri anımsatır.

Neyse ben çocukluk yıllarımın özlemini bir kenera bırakayım asıl anlatmak istediğim şu: Her meyve ve sebzede olduğu gibi bununda bedenimize çok faydaları var hiç olmazsa senede birkaç kez tüketmek gerekir.

Yalnız keçiboynuzu alırken dikkat etneniz gereken en önemli şey, renginin açık kahverengi değil de koyu kahverengi ve parlak olmasıdır. Bu arada keçiboynuzu ağacını ilk defa Datça'da görüp dalından yiyince tazesiyle bayatının farkını daha iyi anlıyorsunuz.

Eczane ve marketlerde reçelinden tozuna kadar değişik şekilde satılıyor.

Faydaları saymakla bitmiyor......... Kışın rahatsız olupta boğazındaki balgamı çıkaramayanlar denesin derim.

Keçiboynuzunu doğal olarak tükketmekten yanayım ama artık eskisi gibi yemek zor. Dişler yapay olunca dikkat istiyor.

Daha kolay tüketmek için karışık kompostu yaparken içine bir kaç tanede keçiboynuzu koyup kaynatınca yemesi daha kolay oluyor (hem etinden hem sütünden misali) tabi çekirdeklerine dikkat etmek gerekiyor.

Çekirdek demişken bir yerde okumuştum; keçiboynuzu çekirdeğinin doğada ağırlığı değişmeyen tek tohum olduğundan, Araplar, Selçuklular ve Osmanlı döneminde ağırlık ölçüsü olarak kullanılırmış.
Sunması benden, yemek veya içmek tercihi sizden olsun.

Güzel bir hafta olsun.........

2 Mart 2016 Çarşamba

Canım Oğlum.........

 

Bugün senin doğum günün! Yeni aldığın yaş sana, yuvana, sağlık huzur ve mutlulukla gelsin......
Oğul! Doğum günün kutlu olsun.......
Sen huzursun........
Sen sevgisin..........
Sen yaşamsın........
Sen baharsın..........

 

 

14 Şubat 2016 Pazar

Teneke Kutular......

Küçük teneke kutuları mutfakta hem dekoratif olarak hem de çok amaçlı kullanıyorum.
Yazın kurtmuş olduğum çeşitli meyveleri, otları ve sebzeleri ( sebzeleri asmayıda çok seviyorum) kutulara koyup mutfakta kalorifer üzerinde tutuyorum.

Kalorifer üzerinde teneke kutuda olan meyve, sebze kuruları ve otlar nemden uzak çıtır çıtır uzun süre kalıyor.

Naneyi, fesleğeni, ve kekiği kutulara aromalarını kaybetmemesi için ufalamadan koyup, kullanmam gerektiği zaman elimde ovarak kullanıyorum.

Ay! Bu postu hazırlarken oğlum İstanbul'dan ziyaretimize geldi çok sevindik çooooook.

Huzur dolu bir hafta olsun, sevgiyle kalın.





Mutfak balkonumda olan saksı bostanımı görmezden gelemezdim:)

Sepette filiz çıkaran soğanlar saksılara dikiliyor bakmayın az olduğuna,
acil durumlarda çok işe yarıyor.





31 Ocak 2016 Pazar

Sen yeterki okumak iste..........

 

 

Bu karaleri geçen hafta semt pazarında çektim.

Hava buzzzz gibi etrafta kar, tepede güneş!

Bugün semtimizin pazarı, pencereden hava kontrolü yapıyorum buzzz canım dışarı çıkmak istemiyor ama mutfakta dolaplara bakınca da gitmem gerekiyor.

Pazarda üstü acık teneke kutularda ateşler yakılmış ( ben onlara açık hava sobaları diyorum) satıcılar birer birer ellerini ısıtıp tezgah başlarına dönüyorlar. Sebzelerin çoğuda don yamiş , çok soğuk diyorum tezgah sahibine; şimdi iyi güneş ısıtıyor sabah daha çok soğuktu diyor.

Yan tezgahta bir satıcı hanım dikkatimi çekiyor elinde eski bir gazete parçasını dikkatlice okumaya çalışıyor, arada bir parmaksız eldivenin uçlarındaki parmaklarını nefesiyle ısıtarak.

Onu öyle görmek beni hem hüzünlendirdi hem de sevindirdi çünkü; bi an kendimi düşündüm benimde çok yaptığım şeydir şartlar, yer, zaman fark etmiyor eski bir gazete veya dergi yaprağıda olsa okumamışsam ona odaklanır okumaya çalışırım.

Her neyse alışverişi yarıda bırakıp hemen eve gidip ipadı alıp gazete okuyan hanımın yanına geri geldim.

Buz gibi bir havada ve işinin arasında gazete okumasından çok etkilendiğimi belirtip iki kare fotoğrafını çekip sayfama koymak istediğimi söyledim. Memnuniyetle kabul ettiğini belirtti.

Müşterilerden fırsat buldukca ara ara sohbet etmeye çalıştık. Kitap, dergi, gazete ne bulursa okuduğunu, okumayı çok sevdiğini, ilk okuldan sonra çok okumak isteyipde okutulmadığını, ama kendisi iki çocuğundan birinin üniversitede diğerinin lisede okuttuğunu üstüne basa basa gururla anlattı.

Dedim ya hava buz gibi, ara ara müşteriler gelip gidiyor bunlara rağmen, kısaca hayat hikayesini sıcak ve samimi bir anlatımla daha da önemlisi bana güvenip paylaşması "yaz güneşi " gibi içimi ısıttı.

Fazla vaktini almadan, mümkün oldukça görüşmelerde gazete dergi ve kitapla misafiri olacağımı, bana zaman ve paylaşımları için teşekkür edip ayrıldım.

Bizim sohbetimizi gören diyer tezgah sahipleri bizide çek bizim sorunlarımızıda söyle demeye başlayınca çok utandım acaba yanlışmı yaptım dedim kısaca durumu izah edip mahçup bir şekilde oradan ayrıldım.

Okumak isteyipte okutulamayan adı Ayşe, Fatma, Hatice, Türkan ..................olmuş fark etmez okumaya gönül vermiş herkese yürekten selam olsun.

 

 

22 Ocak 2016 Cuma

Tığ işi yelek.....

Geçen kış evde yarım kalan yünleri değerlendirmek için tığ şi bu bu yeleği ördüm.

Çok kullanışlı ve (Bakmayın delikli olduğuna) çok da sıcak tutuyor.

Bu sene de biraz uzun bir yelek, daha değişik iple yapıp beraber yayınlayım diye düşünmüştüm. Maalesefki bileğimde olan rahatsızlık nedeniyle tığ kullanamadım.:(

Daha önce uzun tunik şeklinde örmüştüm ( hediye oldu) çok şık durmuştu.

 

Üzüntüden, sıkıntıdan uzak bir hafta sonu diliyorum..

 

10 Ocak 2016 Pazar

Boş parfüm şişeleri ...............

Kızımın yıllar önce iş gezisi için ilk yurdışına çıktığında, gitmiş olduğu ülkeden bana ve kendisine almış olduğu parfümlerin şişelerini, ben de anısı olduğu için atmaya kıyamamıştım.

Hem kızımın hemde oğlumun küçükken oynadıkları "bazı" oyuncaklarını atmaya kıyamayıp sakladığım gibi.

Evet gelelim şişeleri nasıl değerlendirdiğime. Şişelerin önce ağız kısmındaki aparatları bir pense yardımıyla çıkardım.

Kızımın oyuncak bebeklerinin kafalarını alıp şişelerin üzerine kuvvetli bir yapıştırıcıyla tutturdum.

Ha! yapıştırmadan önce birinin içine renkli kolonya ile doldudum. Diğerini ise akralik cam boyayla boyadım.

Ayıptır söylemesi ben çok beğendim. Sizlerde beğendinizmi?:))))

Güzel bir hafta diliyorum.

Ufacık şişelerimden bir kaçı :))))

 

31 Aralık 2015 Perşembe

Merhaba 2016...........

 

Her yeni bir yıl ; yeni umutları, yeni başlangıçları, beraberinde getirir.

Bugün 2016 yılının ilk günü. Umut ediyor ve diyorumki: Ülkemize ve dünyaya barış, sevgi, huzur ve sağlık getirsin.

Musmutlu bir yıl olsun hepimize......

 

 

21 Aralık 2015 Pazartesi

Yeni bir yılı karşılamak........

2015'i uğulamaya sayılı günler kaldı......

Yeni gelen yılda beklentilerimizi yeniden değerlendirmek, hayata bakış açımızı yeniden gözden geçirmek, umutlarımızı tazelemek için bir kaç gün kaldı.

Her sene olduğu gibi yine çam süslendi köşelere mumlar, ışıklar kondu...

Biraz nostalji olsun diye 1970 yıllarına ışınlanıp öğrenci iken anaokulu çocukları için hazırladığım faalitet defterimden yeni yıl sayfasını açtım, o yıllarda gelen yeni yıl kartlarını okudum bir hevesle arştırıp tebrik kartı ve zarf bulup ben de birkaç dostun yeni yılını " telefonla" değil de tebrik kartı göndererek kutluyayım diye düşündüm ama adres defterimi bulamadım :(((

 

 

O yılların özlemini hissettiğim yüreğimden selam sevgiler olsun.

 

18 Aralık 2015 Cuma

Bahçe tamam yola devam.....

Bugün 16 Aralık bahçede olan mahsüller toplandı, ağaç kökleri gübre ve dökülen ağaç yapraklarıyla dolduruldu.Soğuğa dayanısız olan saksı çiçekleri korunaklı yerlere alınıp köklerine gübre ve yaprak çürükleri konuldu (geçen yıl don kabusu yaşayınca :( ) bu sene daha dikkatli davranmaya çalıştım. Geri kalan yapraklar ve otlar toplanıp geri dönüşüm bidonlarına konup üzerine toprak atılıp kapakları kapatıldı. Ee valizlerde hazır, sabah arabaya koyup yola çıkma işi kaldı.Tabi her zaman olduğu gibi arabaya koyarken de boşaltırken de eşimin "Böylede olmazki güzelim, olur olur güzelim" diye diye yola devam edilecektir.:)))

Bakmayın üç tane olduğuna bereketi bol tadıda çok nefis.:)

Begonvil geçen kış don yemişti çok üzülmüştüm :( şimdi sardım sarmaladım:)

 

Fasülyelerin güzelliğine bakarmısınız. Eylül ortasında ekmiştim.

Hala vermeye devam.

Komşulara gidecek olanlar.

Bu mine çiçekleri hep gülümseyip duruyor sokaklarda, kayıtsız

kalamazdım onları hepimiz adına topladım bakınca şu zor günlerde

bizimde yüzümüzü gülümsetsin diye.

 

 

14 Aralık 2015 Pazartesi

Karanfil.........

Çorlu, İstanbul, Zonguldak derken bu hafta eve döndük. Birkaç gün içinde toparlanıp yazlık evden kışlık eve geçeceğiz.

Bu arada fırsat buldukca blogları dolaşıp yapılan yeni yıl hazırlıklarını büyük bir zevkle izledim. Çok severim bu tip hazırlıkları.

Evet gelelim asıl konumuza "Karanfil" e.

Karanfil ağacının çiçek tomurcuklarından elde edilen güzel kokulu baharatın kaş boyamada ve saçlara parlaklık vermedeki marifetini öğrenip denedikten sonra sizlerle paylaşmak istedim.

Tane karanfilin ucundaki tomurcuğu bir çakmak yardımıyla yakıp bir saniye sonra söndürüp (ısısına dikkat edin kaşınızı yakmayın) kaş kalemi gibi kaşlarınıza şekil verİp kaş aralıklarını doldurabilirsiniz. Aynı zamanda da bu işlemi yapmaklada kaşları beslemiş oluyorsunuz.

Bir tutam tane karanfili bir miktar suda kaynatıp süzün saçınızı yıkadıktan sonra bu suyla durulayın saçlarınıza parlaklık verecek ve mis gibi kokacaktır.

Aldığınız karanfilin raf ömrünün uzun olmamasına özen gösteriniz. Kuru karanfili iki parmağınızın arasında ezmeye çalışınız, eğer kolayca kırılıp ufalanıyor ise, raf ömrü çoktan dolmuştur.

Güzel bir hafta diliyorum.

 

29 Kasım 2015 Pazar

Sonbahar'da gün batımı........

Mevsimlerin kendine has bir güzelliği ve rengi vardır. Sonbahar da bunlardan bir tanesi bu mevsim geldiğinde de hüzün ve romantizimi getirir beraberinde......

Doğadaki yeşil tonların yerini sarı,kırmızı ve turuncu tonlar alır.

Bu mevsim de gün batımı daha da bir başka güzel gelir benim gözüme.

Aşağıdaki kareleri bir kaç gün önce sahil kenarında görüntülemiştim. (Altınoluk) Şu anda İstanbul' dayım evlatları ziyarete geldik. Ee.... bahçede sonbahar hasatı yapıldı yerlerine ulaşması gerekiyordu:)

"Neye Niyet, neye kısmet" derler ya benimde bu postu İstanbulda hazırlayıp sunmak varmış kısmetimde:)

Deniz kenarında olup da bu kareyi çekmemem hata olurdu benim için:)

Bu kareyi de evin teras katında çektim. Güneş yavaş yavaş batmaya........

Bu hüzmeler sonbaharın romantik hüzmeleri değilde nedir ?

O gün güneş topladım bu karelerle sizler için........:)