29 Haziran 2015 Pazartesi

Hemen atmayalım derim........

Genelde çoğumuzun gerek bahçeye gerekse balkonlarımızdaki saksılara ekmek için alışveriş marketlerinde veya pazarda çiçek fideleri alırız. Bu fideler genelde siyah ince "sevimsiz" plastik saksılarda olurlarlar ya bizde çiçeği alıp bahçeye ekdikten sonra o saksıları atarız ya konuyu nasıl bağlıyacağımı beceremedim ya.:) kısacası atmıyalım biraz su bazlı boyalarla renklendirip, içinede küçük kaktüs çiçeklerini ekip hem kendimizin hemde arkadaşlarımızın mutfak camlarının öünü şenlendirelim derim.

Renklimi rekli, çiçekli böçekli huzur dolu bir hafta olsun.

 

Deniz kenarında bulduğum küçük taşlarda boyadan nasibini aldı.

İçlerine kaktüs ekilip bayram hediyesi olarak eş dost mutfak cam önlerinde yerini alacaklardır.

 

Zamanla boyası aşınan karaca da zımparalanıp elden geçti.

Mat vernik kullanılırsa daha iyi olacak.

Yapmak istiyenlere duyurulur.:)))

 

21 Haziran 2015 Pazar

Mutfakta işimizi kolaylaştıran bilgiler.......

Sizlerde benim gibi her defasında süt kaynatırken taşırmamak için başınıda beklerken bir anlık dalgınlıkla sütü taşırırmısınız?

Sabah kahvaltıda kaynattığınız yumurta istediğiniz kıvamda olmasını istermisiniz?

Kaynattığınız yumurtaların kabuğunu soyarken zorlanımısınız?

Bal, reçel, şeker kavanozlarının karıncalardan nasıl uzak tutabilirim diye günlerce kara kara düşündünüzmü?

Bu sorularıma evet diyorsanız aşağıya yazmış olduğum bilgiler umarım çok işinize yarıyacaktır.

Gönlünüze göre bir hafta diliyorum.

"Süt taşı" süt kaynamaya başlayınca taş fokurdayıp sütün taşmasını

önlüyor aynı zamanda da sizi devamlı sesle uyarmış oluyor.

Dakika ayarlayıcısı çok amaçlı kullanılabilinir.

Yumurtayı isteğinize göre kaynatabilirsiniz. üzerindeki çizgilere göre

su kaynadıkça renk değişecektir.(az bişmiş ,rafadan, çok pişmiş)

Kaynamış yumurtanın kabukları rahat soyulsun diye soğuk su

dolu kavanozun içine koyup bir kaç kez çalkalayın.

Bir kase içinde kurutulmuş defne, adaçayı, nane, kekik koyup dolabın

içine bırakırsanız karıncaların içeri girmesini engellemiş olursunuz.

 

 

10 Haziran 2015 Çarşamba

Kuşburnu Marmelatı..........

Geçen yıldan beri elimde bulunan kuşburnu kurusunu, marmelat yapmak için bir türlü fırsatım olmadı; taki bugüne kadar.

Toplanması ve yapımı zor olsada zahmetine değiyor.

Bilindiği gibi kuşburnu güçlü bir antioksidan ve C vitamini bakımında da en zengin bitkilerden biridir. İçimden bu bilgiyide yazmak geldi.:)))

Bahçe müsait olduğu için odun ateşinde yaptım. Laf aramızda çok da güzel oldu.:))

Eeee haliyle güzel olunca da sizlerle paylaşmak istedim...

Takriben 1,5 kğ kuşburnu kurusunun çeri çöpü ayıklandıktan sonra akşamdan suya koydum. (daha kolay kaynasın diye)

Sudan yıkanıp çıkarılan kuşburnu geniş ve derin kaynama kabına alınıp üzerini geçecek kadar suyla yumuşuncaya kadar kaynatılır.

Ezilme kıvamına gelen kuşburnu, ister elle ister püre ezeceği ile tencerenin içinde iyice ezilir. (Ellrinize eldiven takmayı unutmayın)

Ezilen kuşburnuları posası kalana kadar makarna kevgirinden geçirilir.

Kevgirden geçen kuşburnu püresini, tekrar un eleği veya tel süzgeçten süzerek kuşburnu bitkisinin içindeki tüylerden arındırılır.

Bu işlemden sonra tencereye konup üzerine 1kğ. Şeker konup kaynatılır.( biz çok tatlı olmasını istemediğimizden şekerini biraz az koydum , tatlı seviyorsanız 1,5 kğ. Koyabilirsiniz.)

Katı bir kıvama gelince içine yarım limon suyu ilave edip beş, on dakika daha kaynatıp ocakdan alın. Ilınınca tepsiye koyup bir, ikigün güneşlendirdikten sonra kavanozlara koyup ağzını sıkı kapatıp buz dolapta saklayın.

Not: marmelat kaynamaya başlayınca sık sık karıştırınız. Aksi halde dibini tutturursunuz.

Yapmak istiyenlere kolaylıklar diliyorum.

Tencere ateşe koymadan önce etrafı çamurlanırsa

sonradan is' den arındırılması kolay olur.

 

Kızarmış ekmek ve süzme yoğurtla denemek istermisiniz?

Hani ateş boşa gitmesin dedik:))) hazır tatlıda varken.

 

1 Haziran 2015 Pazartesi

Bahçeyi don vurmuş evi de karıncalar...........

Altıoluk'da bu kış iki kez don olayı olmuş ( burada fazla don olayı olmaz) o nedenle bahçede bulunan kaktüs türü çiçekler dışında bütün çiçekler yok olmuş. Begonvil ve mercanlarımın kurumasına çok üzüldüm onların büyümesi uzun zaman sürebiliyor.

Bu sene buraya biraz geç gelince ağaçların çiçeklenme döneminide yakalıyamadık o mis gibi kokan mandalina, portakal, limon çiçeklerinin kokusunun eksikliğini de çok duydum.

Evi karıncalar istila etmiş dersem çok yerinde olur. "istila" kelimesini kullanmakla olayı abartmış olmam inanın ki.

Evin çeşitli yerlerinde ufak ufak kum yığınları görünce şok oldum anlıyacağınız inşaat çalışmaları yapmışlar küçük misafirlerim:))

Karıncalarla ilk defa karşılaşmadım her yaz onlarla bi şekilde yaşamayı becerebilenlerdenim, ama bu defa başka bir boyuttalardı.

Hata bende giderken açık da iki kutu şeker paketi unutmanın sonucu bu yaşananlar:)))

Alt kattaki karıncalarlardan nasıl kurtuluruz planları yapılırken geçici olarak üst kata yerleştik. Bu katta bulunan objeler geçmişte birçok yaşanmışlıklara eşlik etmiş anıları çok olan eşyalardır.

Şimdide yaz sezonunda çok çeşitli yaşamlara kapısını açık tutarak onlara eşlik etmeğe çalışıyor.

Her gününümüzün anısı geleçekte anımsandıkça hep yüzleri gülümsetsin umuduyla..........

Eşim yol kenarında yaralı bulmuştu. Maalesef ki yaşatamamıştık.

Seneler önce pazarcı teyzeden almıştım el dokuma üzerine kaneviçe iş.

Kendisinin küçük olduğuna bakmayın çok uzaklardan Kanada'dadan oradaki yaşanmışlıklardan kopup gelmiş buralara.

 

24 Mayıs 2015 Pazar

Göç........

Kışlık evden yazlık eve göç başladı. Nedense göçmen kuşlara benzettim kendimizi onun için"Göç" kelimesini kullandım. Tek fark kuşların göç yolculukları binlerce km. olabiliyor bizimkisi doksan km. :)))sonuç da göçmü göç.

Bu kısa göç yolculuğumuzda baharın gülen çocukları olan kır çiçeklerini büyük bir zevkle izleyip ara ara inip onların fotoğraflarını çektim.

İsimleri değişik gelen iki çiçeği koparıp sizlerle paylaşmak istedim.

Of da ne of bahçe ve evde manzara çok da hoş görünmüyor:(

Güzel bir hafta olsun herkese.

Gül hatmi ben buradayım diyordu. E kayıtsız kalamazdım:)))))

Bir arkadaşım bu çiçeğin adının "Namus "

Bu bitkinin adınında "Sakal" oldoğunu, kendi haliyle kuruyup vazoda uzun süre kalabileceğini söyledi.

Bu da ayrı bir güzel,ben çok sevdim. Daha doğrusu tüm kır çiçeklerini çok

seviyorum, sorunsuz her daim insanı mutlu kılan, umulmadık kıyıda köşede

başını gösterip bizi gülümsetirler. Yeter ki i görmesini ve sevmesini bilelim.

 

 

19 Mayıs 2015 Salı

Asma Yaprağı Salamurası.......

Şimdi tam asma yaprağı salamura zamanı. Her sene bu ayda biraz bahçeden biraz pazardan kullanabileceğim kadar asma yaprağı alıp kışlık salamuramı yapıyorum.

Çok değişik şekilde hazırlama şekiller var ama ben kayınvalidemden öğrendiğim gibi yapmayı tercih ediyorum.

Eşimin yazlık evin bahçesinden toplayıp getirdiği yaprakları ( hemen sarıp yemek için getirmişti:) salamura zamanı geçmeden sizlerle paylaşmak adına küçük bir kavanoz hazıladım.

Yaprakları yıkamadan damarlı kısımları üste gelecek şekilde sap kısımlarına bir tatlı kaşığı iri tuz ekleyip 10 - 12 yaprak üst üste gelecek şekilde sıralıyorum.

Üst üste sıralanmış 10 adet yaprağı rulo yapıp kavonoza yerleştiriyorum.

Kavanoz doluncaya kadar bu işleme devam ediyorum.

Dolan kavanozun üstüne bir ağılık koyup, önceden kaynatılıp

soğutulmuş suyu yaprakların üstüne döküp hava almıyacak bir şekilde

kavanozun kapağını sıkıca kapatıp serin bir yerde saklıyorum.

Yapmak istiyenlere kolay gelsin.

Not: Yapmaya başlamadan önce dikkat edilecek birkaç şey.

Yaprak saplarını 2 cm kısalıkda keselim - Kaya tuzu kullanalım - saklanacak kap olarak cam

kap tercih edelim - kavanozun ağzına taş değilde küçük cam ağırlık daha sağlıklı olacaktır,zira taş tuzlu suda erime yapabiliyor.

 

 

14 Mayıs 2015 Perşembe

Gurbet' te yaşanmışlıklar ve yaşananlar.......

Bunları yazmazsam rahat edemiyecektim.

Almanya gezim sırasında ora da yaşayan akraba, eş, dost, ve alışveriş yaptığımız yerlerde karşılaşıp ayak üstü yapılan sohbetlerde duyduklarımı, gözlemlediklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Orada yaşıyan insanlarımızın birinci kuşak diye tabir ettikleri orta yaş üstü kişilerde aşırı bir memleket özlemi var. Konuştuğum 70' li yaşlarındaki bir bey diyor ki ! "50 senedir Almanya'dayım tek kelime almanca öğrenmek istemedim, memleketime döneyim burada kalmıyayım diye" Sonuçta oradan emekli olmuş. O almanca öğrenmemiş ama alış veriş yaptığı fırın çalışanlarına türkçe ekmek demeği öğretmiş.:))

Buraya ilk gelenlerin çok ağır ve zor işlerde çalıştırıldıklarını, vatan ve aile özleminin onlarda çok derin izler bıraktığını (eş ve çocuklarını çok sonra yanlarına alabilmişler) aradan bu kadar uzun seneler geçmesine rağmen unutamadıklarını anlatılar. Kısacası ne Türkiye'li olabildiklerini ne de Almanya'lı. Türkiye'ye geldiklerinde almancı diye hitap edilmesindende çok rahatsızlık duyup üzüldüklerini söylediler.

İkinci kuşak diye tabir ettikleri çocuklarının daha şanslı olduklarını, en büyük şanslarının ailelerinin yanında olmaları, dil sorunu yaşamamaları, iyi okulara gidebilme olanaklarının olmaları, meslek yapıp bir işe girebilmeleri. Bu kuşak çok çalışkan ve azimli geldiler bana şöyleki; gördüğüm ve duyduğum azımsanmıyacak kadar genç iş yatırımcılar var aynı zamanda da çoğunluğu kendi aldıkları evlerde oturuyorlar. Özücü yanı şansını iyi kullanamıyan yada kötü oyunlara kurban olan gençlerinde olmaları:(

Birinci kuşağın çektiklerini ikinci kuşak telafi etmiş olmalı ki; Büyükler gururla "zor işlerde" bizlerin çocukları değil, kendi (Almanlar'ın) çocukları çalışıyorlar" diye söylüyorlar.

Almanya'nın havasını bilemem ama doğasını, çevre temizliğini, mimarisini, bütün evlerin cam ve kapı önlerinin çiçeklerle, çeşit çeşit objelerle süslenmesinden ve de insanların birbirlerine saygı ve sevgi göstermelerinden çok hoşlandım. Sevgi ve selam olsun orada yaşayanlara ve sizlere.

Yaşama dair güzel bulduğunuz ne varsa hayatınızda çoğalsın çoğalsın..............

Bulunduğumuz köyde besicilik yapan insanların ev ve ahırlarının duvarlarındaki bu bitkiler ve cevrenin temizliği çok hoş.
Kış'ın görüntüsü böyle yaz'ın da yeşilliği ve gölgesi çok olan ağaç.

Bu evin de yan tarafında ahırlar var besicilik yapıyorlar...........

Nehirleri çok severim sanki insanın sevdasına, hasretine daha doğrusu o na fısıldadığın duygularına huzurla eşlik ediyor.

Begonvilli Ev'im bu iki fotoğrafı da sizin için koydum. :))))))

Kalbini, sevdasını nehire karşı parmaklıklara kilitliyenler sizlerede selam olsun.

 

 

7 Mayıs 2015 Perşembe

Güle güle güzel insan CİHAN! ( Cihan'ın Bahçesi)

Seninle yazışalı tam bir yıl oldu ama ben seninle sanki senelerdir tanışıp yazışıyormuşuz gibi gelirdi bana, çünkü o kadar samimi o kadar candan yazar ve sorardın ki bazen konunun dışına çıkar ortak konularda dertleşirdik. Dün gece uyku tumadı kalkıp senin sayfana girip, uzaklara gidecem diye yazmıştın o uzaklar oğluşununmu yoksa kızınınmı yanına diye soracaktımki gördüğüm yorumlar nedir neler oluyor hiç sana konduramadım. Herhalde yakınlarından biridir diye düşündüm ama dikkatli okuyunca anladim ki malesef ki dönüşü olmayan uzaklara kızına ELİF'ine gitmişsin sen.........

Sözün bittiği yere geldim............

Gittiğin yerde ışıklar içinde yat mekanın cennet olsun güzel yürekli insan CİHAN.......