5 Ekim 2015 Pazartesi

Tohumlar............sebzeler ve çiçekleri........

Son senelerde sebzelerin ve çiçeklerin tohumlarını takip edip zamanı geldiğinde toplar ayrı ayrı kutulara koyup üzerlerine tarih ve isimlerini yazıp saklarım. Bahar geldiğinde çimlendirip bahçeye ekerim. (Çiçek tohumlarının fazlasınıda çevrede boş alanlara serperim) sebze fidelemede çok başarılı olamasamda çiçek işinde başarılı sayılırım.

Biraz emek ve zaman isteyen bir uğraş olsada geriye dönüşümü muhteşem oluyor.

Uğraşmak istiyeniniz olur diye sizlerle paylaşmak istedim.

Tam zamanı sonbaharda topla ilkbaharda ek. Bereketli tohumlar olsun, yapmak istiyenlere kolay gelsin.

Yerel tohumlarımızın yok olmasına izin vermeyelim mümkün oldukça çoğaltıp paylaşalım.

Bahçede olan birkaç sebzenin çiçek dönemi va arkasında sebzesini fotoğraflayıp buraya koymak istedim hep görülen şeyler diyebilirsiniz haklısınızda ama ileriye dönük sayfamda kalmasın iyi olur diye düşündüm.

Hibrit tohumlara mahkum olduk ileride de sebze ve meyvelerin çiçeksiz olmuyacağını kim bilebilirki değilmi?

Çekirdeksiz karpuz, kabakdan aşılama kavun karpuz daha sayamıyacagım birçok meyve ve sebzeler gibi tatsız tuzsuz şeylerin olduğu gibi:(

Daha fazla sizleri yormadan diyorumki; üzüntüsüz, sorunsuz bir hafta olsun.

 

Zilli maşa diye biliriz ismini yaz boyu açar birkaç rengi vardır

tohumlar fotoğrafta görünen kapsül içindedir dikkatli toplamak lazım el değince

yay gibi fırlıyor tohumlar etrafa.

 

Ö

Tohumları çok minik siyah toz halinde çiçeğin hemen uçlarında olur

çok renkleri vardır açtığında bahçey de sahibini de mutlu eder.

Tohumları yaprak veya dalı diyeyim hemen ucunda önce yeşil yumru şeklinde

sonra kuruyup siyah renkte oluyor.

dereotu tohumu bir dal dereotunu koparmayıp bekletirseniz bu

kadar tohum elde etmiş olursunuz.

Tohum saklama kutularım. Biryerlerden sizlere tanıdık gelebilir:))

Patlıcanın çiçeğide bir başka güzel değilmi?

 

 

 

Kivinin çiçeğinide unutmadım.

 

Not: yukarıdaki narlar komşumun bahçeden ben bu postu hazırlarken komşum

Bu güzellikleri bana getirdi büyüklüğünü görünce inanamadım hemen gidip ağacında fotoğrafladım

Komşumada "siz çok sevgi vermişsiniz narlarda şımarmaktan çatlamışlar" diye espiri yaptım.

Tekrar teşekkür ediyorum komşuma bu güzellikleri benimle paylaştığı için.

 

 

25 Eylül 2015 Cuma

Bayram... Yağmur.....Çiçekler...ve de ben...

Evet ilk sonbahar yağmuru bayramın ilk günü buraya (Altınoluk ) nihayet yağdı. Nihayet diyorum çünkü; Nisan ayından beri arada bir iki damla yağan yağmuru saymasak ilk yağmur diyebilirim. Bende yağmurdan sonra etrafta olan toprak kokusunu bitkilerin üzerindeki su damlacıklarını ve gökyüzünün görüntüsünü çok sever içime sindire sindire de yaşamaya çalışırım.

Yağmura benim kadar çiçeklerimin de çok sevinip şımardığını sizinle paylaşmak istedim.

Sevdiklerinizle mutlu, huzurlu nice bayramlar geçirmeniz dileğiyle.

 

 

 

Kışın kurumuştu diye çok üzülmüştüm , altan canlanınca kuruyan

dallarına doluyarak büyütmeye çalışıyorum begonvilimi:)

Çoşkusuna bayılıyorum.

 

 

14 Eylül 2015 Pazartesi

Komşular...........

Çocukluğumu sevgi dolu bir ortamda geçirdim; dedelerimiz, ninelerimiz, teyzelerimiz, halalarımız, amcalarımız, dayılarımız, kardeşlerimiz, kuzenlerimiz, yengelerimiz ve de KOMŞULARIMIZ' vardı.

Komşularımız da ailemiz gibiydiler (komşu anneler, komşu teyzeler) evde eksik olan bir şey oldu mu koş komşuya, hastamısın komşuyu çağır kısacası sevincin de, üzüntünün de ilk paylaşıldığı evlerdi komşu evleri.

Komşunun evinde olan yasa diğer komşular ortak olur günlerce evde radyo açılmaz müzik dinlenmez idi. Biz çocuklar bile bunu anlar oyunlarımızı sessizce oynardık.

Ev de pişen yemek kokusu yakın komşuya gitmiştir diye hemen bir tabakla paylaşılırdı." Komşuda pişer bizede düşer" ( Sözünü çok beniser uygulamaya çalışırım )

Ekonomik olarak çok zengin bir mahallede oturmuyorduk ama çok renkli kültürleri barındıran sevgi, huzur, güven veren paylaşımları çok olan yürekleri zengin komşularımız vardı.

Ha ara ara komşular arasında huzusuzluk olmuyor muydu tabiki oluyordu, büyükler kendi aralarında kısa sürede hallediyorlardı. Biz çocuklar hiç bu işe karıştırılmazdık - karışamazdık da çünkü ; annem ben ve kardeşlerime sakın ha! Ben dargın olsamda siz asla sevginizde saygınızda kusur etmeyin komşuya derdi.

Bugün bunu yazmamın nedeni ülke olarak çok zor ve acı dolu günler geçirmekteyiz, hemen hemen her gün birkaç eve ateş düşüyor gencecik fidanlar yok oluyor. Gelin komşular birbirimizin elini herzamankinden daha sıkı tutup koruyup kollayalım ki daha çok yüreklere acı düşmesin, çocuklar öksüz kalmasın korkuyla büyümesin, küçucük yüreklerde kin değil sevgi yerini alsın.

İki komşumun birbirinden habersiz aynı gün içinde gönderdikleri.
Sıkca yaşanan bir durum ama şu sıkıntılı günlerde daha bi iyi geldi
bana bu yazıyı yazıp sizlerle paylaşmama da vesile oldu.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Bir Zeytin Ağacının Hikayesi.....

Genelde İlkbahar ve sonbaharda sabah yürüyüşü yaptığım deniz kıyısında renk renk örgü motiflerle giydirilmiş zeytin ağaçını görmekten çok keyif aldım.

Kısaca hikayesini öğrenince sizlerinde keyif alacağınızı düşündüm.

Bu canım zeytin ağacı bu sene sert geçen kışın etkisi ve denizin hırçın dalgalarına dayanamamıiş yerinden denize doğru kaymaya başlamıştı.

Başlamıştı diyorum çünkü; o anları bire bir görmüş ve de fotoğraflamıştım. Buradan bakabilirsiniz.

Çok da üzülmüştüm, insanlar onun etrafında oturup çay sohbetleri yaparlardı hatta sıkıntılı olduğum bir akşam üzeri sırtımı gövdesine dayayıp denize'le dertleşmeme ortak olmuştu:(

Çok uzatmadan konuya döneyim:)

Bu giydirilmiş ağaç o ağaçmış; kıyı şeridinde kışın kalan bir kaç aile birleşip ağacı denize gitmeden kurtarıp daha geriye alıp yerleştirmişler.

Sonraki günlerde ağac kurumasın yerini sevsin diye bakımını titizlikle takip etmişler. Hatta kendi aralarında ağaca "Haydar " ismini takmışlar.

Ağacın tutup filiz vermesine karşılık teşekkür amaçlı bu giydirilme yapılmış.( günümüzde bu giydirmenin adı "Yarn Bombing" miş bir nevi sokak sanatı imiş.)

Bende bu güzellikleri yapanlara çok teşekkür etmek, emeklerine sağlık demek, ve de sizlere paylaşmak adına bu postu hazırladım.

Sevgi ve emek düzgün alınıp verilince karşılıksız kalmazmış değilmi?

Umutlar eksilmesin sevgiler çoğalsın güzel bir hafta olsun.

 

Dalgaların yerinden söküp denize doğru sürükleme hali.
 
Not: önceden hazırlan bir postu kısmet İstanbul' dan sunmak oldu.

 

21 Ağustos 2015 Cuma

Bir köy var orada.....

Hani bazı insanlar vardır çok sıkıldım alışverişe gittim rahatladım der. E güzel onun tercihi. Ben de üzüldümmü, sıkıldımmı ya su kenarına ya da köy yollarında bulurum kendimi. Haliyle köyü gezip bir köy evinde hoş sohbetler yapıp rahatlarmış olurum. (Malum! Ülkede her gün iç yakan haberler alıp,olup bitene üzülmekten ne düşüneceğimizi bilemez hale geldik) Kafayı rahatlatmak için geçen hafta sonu Çanakkale ilinin Ayvacık ilçesinin Ahmetçe köyü ne gittik. Köy meydanında tahta sandaliyelerde oturmuş anılarını anlatan amcalarla hoş beşten sonra köy sokaklarında gezinip serin kapı önlerinde muhabet eden hanımlara katılıp iki lafın belini büken ben:)) sonunda en çok haz aldığım bir köy evinin içini gezmekte buldum kendimi.evin sahibi teyze fotoğrafının çekilmesini istemedi ama evimi çekebilirsin dedi nasıl tatlı dilli bir teyze anlatamam yalnızlık artı yaşlılık bu evde zor geçiyor vesselam.........

Ahmetçe Köyü çok engebeli ve kayalık bir zemine kurulmuş taş evleri taş sokakları olan bir köy. Evler biraz eskide olsa deniz manzaralı aynı zamandada sahili olan bir köy. Tanışıp görüştüğüm kadarıyla insanlarıda çok sevecen güleryüzlü ilgilerinden dolayıda kendilerine buradan tekrar çok teşekkür ediyorum.

Köyün yukarı bölümünde daha yeni binaların olduğu ve daha güzel olduğu söylendi ama ben görmek istemedim. Benim görmek istediklerim bunlardı dokusu değişmemiş bir köy sokağaklarıve evleri fazlasıyla iyi geldi bana.

Umarım sizlerede iyi gelir. Herkesin gönlüne göre bir hafta sonu diliyorum.

Köy sokaklarında bizi ilk karşılıyan bu keçi ve kediler oldu.

Sonradan aklıma geldi sokaklarda hiç köpek görmedim ve ses de duymadım.

Köpeksiz köy olmaz değilmi? Ben görmemiş olabilirim.:))

 

Ceyiz sandığının güzelliğine bakarmısınız?

Zeytin yağının saklandığı küp.

Ne konuklar ağırlamıştır bu sedirde ne muhabetler yapılmıştır kimbilr?

Kapıda asılı olan örgü bağ açıkta salınıyorsa ev sahiplerinin ev de olduğunu,

Kapı kollarına bağlanmış ise evde olmadıklarını ifade ediyormuş.

İki testi teyzeden bana hatıra olarak kalacak. Yerine de pek yakıştı:))